yandex

Rafet Aslan Hukuk Bürosu, birey ve şirketlere odaklı hukuki danışmanlık, dava ve tahkim süreçlerinde stratejik temsil ve kalıcı çözümler sunar.

Antalya'da Tapu İptal Davalarının Hukuki Dayanakları

  • Anasayfa
  • Blog
  • Antalya'da Tapu İptal Davalarının Hukuki Dayanakları
Antalya'da Tapu İptal Davalarının Hukuki Dayanakları

Tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilinin gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi amacıyla açılan ve taşınmazın aynına ilişkin sonuç doğuran bir mülkiyet davasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunması, Türk Medeni Kanunu sistemindeki tapu sicili güvenliği ile somutlaşır; sicilin geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığı durumlarda TMK m. 1024 kapsamında yolsuz tescil oluşur ve yargı yoluyla iptali talep edilebilir.

Bu rehberde Antalya'daki yoğun gayrimenkul piyasası ve aile içi devir uygulamalarında sıkça karşılaşılan tapu iptal davaları; muris muvazaası, vekalet görevinin kötüye kullanılması, ehliyetsizlik, yolsuz tescil, kadastro uyumsuzlukları, devletin TMK m. 1007 kapsamındaki kusursuz sorumluluğu, iyiniyetli üçüncü kişi koruması ile tereke temsilcisi atanması ve dava değerinin belirlenmesi gibi usuli güvenceler güncel Yargıtay içtihadı ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.

Tapu İptal Davasının Hukuki Niteliği ve Anayasal Çerçevesi

Mülkiyet hakkı, Anayasa m. 35 ile güvence altına alınmış, kişiye eşya üzerinde en geniş yetkileri tanıyan ayni bir haktır. Taşınmaz mülkiyetinin güvenliği ise Türk Medeni Kanunu tarafından düzenlenen tapu sicili sistemi ile sağlanır. Ancak tapu sicilinin "açıklık" ve "güven" ilkeleri bazen hukuka aykırı işlemlerle zedelenebilmektedir.

Bu noktada devreye giren tapu iptal davası, mülkiyet hakkının ihlal edildiği durumlarda sicilin gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesini sağlayan en temel hukuki mekanizmadır. Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin olduğu için kamu düzenini yakından ilgilendirir ve yargılama süreci büyük titizlik gerektirir. Asliye Hukuk Mahkemesi yetkisi dahilinde görülen bu uyuşmazlıklarda, tescilin dayandığı hukuki sebebin geçerliliği, tarafların ehliyeti ve irade beyanlarının doğruluğu derinlemesine incelenir.

İllilik (Sebebe Bağlılık) İlkesi

Türk tapu sicili sisteminde tescilin geçerliliği, dayandığı hukuki işlemin geçerliliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Bir tescil, dayanağı olan satış, bağış veya başka hukuki işlem geçersizse "yolsuz tescil" niteliği kazanır ve TMK m. 1024 uyarınca iptali istenebilir. Bu ilke tapu iptal davalarının teorik temelini oluşturur.

Muris Muvazaası ve Mirastan Mal Kaçırma

Taşınmaz hukukunda en sık karşılaşılan ve ispatı en karmaşık olan dava türlerinden biri muris muvazaasıdır. Muris muvazaası; bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazını tapu memuru önünde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek temlik etmesidir. Burada görünürdeki sözleşme (satış) tarafların gerçek iradesine uymadığı için muvazaalıdır; gizli sözleşme (bağış) ise şekil şartına uyulmadığı için geçersizdir.

Görünürdeki Sözleşme ve Gizli Bağışın Hukuki Akibeti

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2015/12753 E., 2018/10808 K. sayılı İlam

Muris muvazaasında görünürdeki satış sözleşmesi tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından, gizli bağış sözleşmesi de TMK m. 706, TBK m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26'da öngörülen resmi şekil koşullarından yoksun bulunduğundan miras hakkı zedelenen mirasçıların tapu iptal ve tescil davası açma hakkı bulunmaktadır.

Bu içtihat doğrultusunda, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında mahkemenin bakması gereken temel unsur mirasbırakanın gerçek iradesidir. Murisin mal satmaya ihtiyacı olup olmadığı, alıcının ödeme gücü ve satış bedeli ile taşınmazın rayiç değeri arasındaki fark, muvazaanın en önemli kanıtlarıdır.

Muvazaanın İspatında Belirleyici Kriterler

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/985 E., 2018/11060 K. sayılı İlam

Mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olması, paraya veya mal satmaya ihtiyacı bulunmaması, taraflar arasındaki yakınlık ilişkisi ve akitte gösterilen bedel ile taşınmazın gerçek rayiç değeri arasındaki aşırı oransızlık birlikte değerlendirildiğinde muvazaanın varlığı kabul edilebilir; bedel farkı tek başına yeterli olmasa da diğer karinelerle birleştiğinde haksız mülkiyet devrini ispatlar.

Zamanaşımı Uygulanmaması ve İspat Yükü

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları zamanaşımı bakımından önemli bir avantaj sunar; bu davalar herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir ve mirasbırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Ancak ispat yükü davacıdadır ve dava her türlü delille (tanık, bilirkişi, banka kayıtları, sosyal inceleme) kanıtlanabilir. 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı bu davalarda mirasçıyı külli halef değil, hakkı doğrudan ihlal edilen üçüncü kişi gibi koruduğundan ispat rejimi geniştir.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması ve Ehliyetsizlik

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği bir diğer önemli alan, vekalet ilişkisinin suistimal edilmesidir. TBK m. 506 uyarınca vekil, vekalet görevini sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Vekilin, vekaletnamedeki geniş yetkilerine dayanarak taşınmazı kendi üzerine veya üçüncü bir kişiye, müvekkilinin zararına olacak şekilde devretmesi vekalet görevinin kötüye kullanılması sonucunu doğurur.

Vekilin Sadakat ve Özen Borcu

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2011/2102 E., 2011/2917 K. sayılı İlam

Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davası, herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi olmaksızın her zaman açılabilir; bu nitelik, mülkiyet hakkının ayni karakterinin doğal bir sonucudur.

Üçüncü Kişinin İyiniyet Korumasının Sınırı

Vekalet görevinin kötüye kullanıldığı durumlarda, taşınmazı devralan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı hayati önem taşır. TMK m. 1023 tapu kütüğüne iyiniyetle güvenen üçüncü kişiyi korur; ancak üçüncü kişi vekilin müvekkilini zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa bu korumadan yararlanamaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2015/3262 E., 2015/8338 K. sayılı İlam

Taşınmazların müvekkilin bilgisi dışında satış yoluyla devredilmesi, satış bedelinin ödenmemesi ve devralanın vekille yakınlık ilişkisi içinde bulunması, müvekkili zarara uğratma kastıyla vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ortaya koyduğundan davanın kabulü gerekir.

Bu kararda alıcının vekilin yakını olması ve satış bedelinin ödenmemesi, kötüniyetin ve işbirliğinin kanıtı olarak kabul edilmiştir.

Ehliyetsizlik Nedeniyle Tescilin İptali

Ehliyetsizlik (temyiz kudretinin yokluğu) nedeniyle açılan davalarda da tescilin hukuki sebebi baştan itibaren geçersiz sayılır. Akli dengesi yerinde olmayan veya işlem ehliyeti bulunmayan bir kişinin yaptığı taşınmaz devri, kamu düzenine aykırı olduğu için yok hükmündedir; bu durum tapu iptali için mutlak bir nedendir. Mahkemeler bu tür davalarda Adli Tıp Kurumu raporlarına ve sağlık kayıtlarına ağırlık verir.

Yolsuz Tescil ve TMK m. 1024 Kapsamında İllilik İlkesi

TMK m. 1024 yolsuz tescili "bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil" olarak tanımlar. Yolsuz tescil; muvazaa ve irade sakatlıklarının yanı sıra kadastro hataları, idari işlemlerin yanlış uygulanması veya sahtecilik gibi nedenlerle de oluşabilir.

Adli Yargı Yetkisi ve Asliye Hukuk Mahkemesinin Görev Alanı

HMK m. 2 uyarınca dava konusunun değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme bulunmadığı sürece genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yolsuz tescilin düzeltilmesi talebi mülkiyet hakkının aynına ilişkin olduğundan bu uyuşmazlıkların çözüm yeri tartışmasız adli yargıdır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2017/1819 E., 2017/1410 K. sayılı İlam

TMK m. 1024/2'deki yolsuz tescil kavramı esas alındığında, tescilin dayanağı idari bir işlem (örneğin Köy Kanunu kapsamında alınan karar) olsa dahi uyuşmazlığın özü mülkiyet hakkına ilişkin olduğundan davanın adli yargıda görülmesi gerekir; idari yargı yolu kapalıdır.

HMK m. 12 uyarınca taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Bu yetki kuralı kamu düzeninden olup mahkemece resen dikkate alınır; Antalya'da bulunan taşınmazlara ilişkin tapu iptal davaları taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde takip edilir.

Kadastro Uyumsuzluklarının Giderilmesi

Yolsuz tescil her zaman kötüniyetli işlemden kaynaklanmaz; bazen teknik hatalar, pafta uyumsuzlukları veya kadastro tespiti sırasındaki maddi hatalar sicilin gerçek durumu yansıtmamasına yol açar.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2019/3406 E., 2020/4676 K. sayılı İlam

Taşınmazın tapu kütüğündeki sözel verileri ile kadastro paftasındaki teknik verileri arasında uyumsuzluk bulunduğunda mahkemece taşınmazın geçirdiği tüm aşamalara ilişkin kayıtlar getirilmeli ve harita mühendisi sıfatına sahip bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılmalıdır; salt belge üzerinden karar verilmesi yargısal denetimin gereklerini karşılamaz.

TAKBİS Sistem Hataları ve İdari Düzeltme

Tapu Sicili Tüzüğü m. 85, tapu müdürlüklerine sicil üzerindeki maddi hataları (yazım hataları, yüzölçümü yanlışlıkları vb.) ilgililerin rızasıyla veya belirli koşullar altında resen düzeltme yetkisi verir. Günümüzde TAKBİS (Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi) veri tabanı bu tür hızlı müdahalelere olanak tanımaktadır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2021/8733 E., 2021/7919 K. sayılı İlam

TAKBİS veri düzeltme işlevi kullanılarak yolsuz işlem dava açılmadan önce ortadan kaldırılmış ve tapu kütüğüne henüz yansımamışsa, hukuki anlamda tamamlanmış bir yolsuz tescil bulunmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmelidir.

Ancak hata mülkiyetin özüne dokunuyorsa ve taraflar arasında çekişme yaratıyorsa, idari yolun tüketilmesi zorunlu bir dava şartı değildir; doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurulabilir.

Devletin TMK m. 1007 Kapsamındaki Kusursuz Sorumluluğu

TMK m. 1007 "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur" hükmünü amirdir. Bu, tehlike ilkesine dayanan ve tapu memurunun şahsi kusurundan bağımsız doğan bir kusursuz sorumluluk halidir. Sicil kaydı ile gerçek hak durumu arasında uyumsuzluk meydana gelmiş ve bir zarara yol açmışsa devlet zararı tazminle yükümlüdür.

Yargıtay bu sorumluluğu yalnızca tapu kütüğündeki tescil işlemleriyle sınırlı tutmamakta; sicilin yardımcı unsurları olan yevmiye defteri, belgeler, planlar ve kadastro işlemlerini de kapsama dahil etmektedir. Özellikle kadastro tespiti sırasında yapılan hatalar veya sınır uyuşmazlıkları sonucunda mülkiyet hakkının kaybedilmesi en sık karşılaşılan tazminat nedenlerindendir.

Tazminatın Hesaplanması

TMK m. 1007 kapsamındaki tazminat davalarında husumet doğrudan Hazineye (Maliye Bakanlığı) yöneltilir; davanın yürütülmesinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün teknik görüşleri ve kayıtları esas alınır. Zararın miktarı, mülkiyetin kaybedildiği tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden hesaplanır; nominal bedelle sınırlı tutulamaz.

Tapu Sicilinde Güven İlkesi ve İyiniyetli Üçüncü Kişi Koruması

TMK m. 1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Bu ilke, tapu kaydına güvenerek taşınmaz edinen kişilerin haklarını asıl hak sahibinin aleyhine de olsa koruma altına alır. Devletin sicilin doğruluğunu garanti etmesinin doğal sonucu budur: sicil yanlış olsa bile devlet, bu yanlışa güvenen iyiniyetli kişiyi korur; ancak mülkiyetini kaybeden gerçek hak sahibine karşı tazminat sorumluluğu üstlenir.

İyiniyetli üçüncü kişi korumasının istisnası, üçüncü kişinin kötüniyetli olmasıdır. TMK m. 3 uyarınca kişi tapu kaydının yolsuz olduğunu biliyorsa veya durumun gerektirdiği özeni gösterseydi bilebilecek durumdaysa mülkiyet hakkı korunmaz. Taşınmazın çok kısa aralıklarla ve piyasa değerinin çok altında el değiştirmesi, alıcının kötüniyetli olduğuna dair karine teşkil edebilir.

Usulü Güvenceler ve Yargılama Stratejileri

Tereke Temsilcisi Atanması ve Elbirliği Mülkiyetinde Taraf Teşkili

Birden fazla mirasçının bulunduğu durumlarda tereke üzerinde kural olarak elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) söz konusudur. Bu mülkiyet rejiminde ortakların belirlenmiş payları olmayıp hak taşınmazın tamamına yayılmıştır. TMK m. 702/2 gereğince ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunur ve kural olarak tüm ortakların birlikte hareket etmesi veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2011/9123 E., 2011/11006 K. sayılı İlam

Tereke adına açılan tescil davalarında tüm mirasçıların taraf olmadığı görüldüğünde davaya katılmayan ortakların olurları alınmalı veya TMK m. 640 uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi sağlanmalıdır; tereke temsilcisi atandıktan sonra dava açan kişilerin sıfatı sona erer ve davayı temsilcinin takibi zorunlu hale gelir.

Bu usuli güvence, terekenin korunması ve mirasçıların haklarının haleldar olmaması amacını taşır. Ancak Yargıtay, muris muvazaasına dayalı davalarda her bir mirasçının kendi payı oranında iptal ve tescil isteyebileceğini kabul ederek bu katı kurala bir istisna tanımıştır. Bu ayrım, davanın hukuki sebebinin doğru nitelendirilmesinin önemini ortaya koyar.

Dava Değeri ve Nispi Vekalet Ücreti

Tapu iptal ve tescil davaları, malvarlığı haklarına ilişkin olduğundan nispi harca ve nispi vekalet ücretine tabidir. Dava değerinin doğru belirlenmesi sadece ödenecek harç miktarını değil, davanın sonunda hükmedilecek vekalet ücretini de etkiler. Özellikle miras payı oranında açılan davalarda vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı stratejik önem taşır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2015/17344 E., 2018/13698 K. sayılı İlam

Miras payı oranında açılan tapu iptal ve tescil davalarında dava değeri, taşınmazın tamamı üzerinden değil; davacı mirasçının payına isabet eden değer üzerinden belirlenir. Harç ve vekalet ücreti de bu paya karşılık gelen değer esas alınarak hesaplanır.

Bu içtihat uyarınca taşınmazın toplam değeri 1.000.000 TL olsa dahi davacı kendi 1/4 payı için dava açmışsa, vekalet ücreti ve harç 250.000 TL üzerinden hesaplanır. Bu durum hem davacı hem davalı vekilleri açısından harç maliyetini optimize etme stratejisi gerektirir.

Kesinleşme Şartı ve İhtiyati Tedbir

Tapu iptal ve tescil davaları niteliği itibarıyla taşınmazın aynına ilişkin davalardır. HMK ve İcra İflas Kanunu uyarınca taşınmazın mülkiyetine dair hükümler kesinleşmeden icra edilemez. Bu kuralın pratik karşılığı, yerel mahkemenin verdiği iptal ve tescil kararının tapu sicil müdürlüğü tarafından uygulanabilmesi için istinaf ve temyiz süreçlerinin tamamlanarak kararın kesinleşmiş olması gerektiğidir.

Bu süreçte davacının mülkiyet hakkını güvence altına almak için en etkili stratejik araç ihtiyati tedbirdir. Davanın başında veya sürecinde tapu kaydına konulacak "davalıdır" şerhi veya devri engelleyen ihtiyati tedbir kararı, taşınmazın üçüncü kişilere devrini engelleyerek davanın konusuz kalmamasını sağlar. Bu adım atılmadığında, dava sürerken taşınmazın iyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmesi davayı sonuçsuz bırakabilir.

Tapu İptal Davalarının Hukuki Sebepleri

Aşağıdaki tablo uygulamada en sık karşılaşılan hukuki sebepleri, yasal dayanaklarını ve zamanaşımı durumlarını özetlemektedir.

Tapu İptal Davalarının Temel Hukuki Sebepleri

Hukuki Sebep Yasal Dayanak Zamanaşımı / Hak Düşürücü Süre
Muris muvazaası TBK m. 19, TMK m. 706, TBK m. 237, Tapu K. m. 26 Süreye tabi değildir; her zaman açılabilir
Vekalet görevinin kötüye kullanılması TBK m. 506, TMK m. 1023, m. 1024 Süreye tabi değildir; her zaman açılabilir
Ehliyetsizlik TMK m. 13-15 Süreye tabi değildir; mutlak butlan halidir
İrade fesadı (hata, hile, ikrah) TBK m. 30-39 Bir yıllık hak düşürücü süre (TBK m. 39)
Yolsuz tescil (genel) TMK m. 1024 Süreye tabi değildir; ayni hak ihlalidir
Kadastro uyumsuzluğu 3402 sayılı Kanun, TMK m. 1025 Kadastro K. m. 12: kesinleşmeden 10 yıl
Devletin TMK m. 1007 sorumluluğu TMK m. 1007 Zarar ve sorumlu öğrenildiğinde başlar

Tapu İptal ve Tescil Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tapu iptal davası nedir ve hangi hukuki sebeplere dayanılarak açılabilir?

Tapu iptal davası, tapu sicilindeki kaydın gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi için açılan ayni nitelikte bir mülkiyet davasıdır. Başlıca hukuki sebepler muris muvazaası, vekalet görevinin kötüye kullanılması, ehliyetsizlik, irade fesadı (hata, hile, ikrah), yolsuz tescil, kadastro uyumsuzluğu ve sahtecilikten kaynaklanan tescillerdir. Doğru hukuki sebebin seçilmesi davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal davası zamanaşımına tabi midir?

Hayır. Muris muvazaası kapsamındaki tapu iptal davaları, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir. Mirasbırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Aynı durum vekalet görevinin kötüye kullanılması ve ehliyetsizlik nedenine dayalı davalar için de geçerlidir.

Vekalet görevinin kötüye kullanılmasında üçüncü kişi nasıl korunur?

TMK m. 1023 tapu kaydına iyiniyetle güvenerek hak kazanan üçüncü kişiyi korur. Ancak üçüncü kişi vekilin müvekkilini zarara uğratma kastıyla hareket ettiğini biliyor ya da durumun gerektirdiği özeni gösterseydi bilebilecek durumdaysa bu korumadan yararlanamaz. Devralanın vekille yakınlığı, satış bedelinin ödenmemesi veya çok kısa aralıklarla devir gibi durumlar kötüniyet karinesi oluşturur.

Yolsuz tescil adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görülür?

Yolsuz tescil iddiaları her zaman adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi içtihadına göre tescilin dayanağı idari bir işlem olsa dahi uyuşmazlığın özü mülkiyet hakkına ilişkin olduğundan idari yargı yolu kapalıdır. HMK m. 12 uyarınca taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetki kuralı kesindir.

TMK m. 1007 kapsamında devlet hangi tapu hatalarından sorumludur?

TMK m. 1007 devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan kusursuz sorumlu olduğunu düzenler. Bu sorumluluk tapu memurunun kişisel kusuruna bağlı değildir; sicilin gerçek hak durumunu yansıtmaması yeterlidir. Tescil işlemleri, yevmiye defteri kayıtları, kadastro işlemleri ve TAKBİS veri girişlerinden kaynaklanan zararlar bu kapsamdadır. Husumet Hazineye yöneltilir; tazminat mülkiyetin kaybedildiği tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden hesaplanır.

Birden fazla mirasçı varsa tapu iptal davası tek başına açılabilir mi?

Tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğundan TMK m. 702/2 uyarınca kural olarak tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya TMK m. 640 uyarınca tereke temsilcisi atanması gerekir. Ancak Yargıtay muris muvazaasına dayalı davalarda istisna tanıyarak her bir mirasçının kendi payı oranında iptal ve tescil isteyebileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle hukuki sebebin doğru nitelendirilmesi taraf teşkili açısından da kritiktir.

Tapu iptal kararı kesinleşmeden tescil edilebilir mi?

Hayır. Taşınmazın aynına ilişkin kararlar HMK ve İcra İflas Kanunu uyarınca kesinleşmeden icra edilemez. Yerel mahkeme kararının tapu sicil müdürlüğünce uygulanabilmesi için istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanmalı ve kesinleşme şerhi alınmalıdır. Dava süresince taşınmazın üçüncü kişilere devrini engellemek için ihtiyati tedbir kararı alınması ve tapu kaydına "davalıdır" şerhi konulması en güvenli stratejik adımdır.

Bu alandaki dava ve işlemlerin hukuki dayanakları Antalya tapu davaları sayfasında bilgilendirme amacıyla derlenmiştir.

Yasal Uyarı Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Tapu iptal ve tescil davalarındaki her uyuşmazlığın kendine özgü hukuki ve maddi koşulları bulunduğundan somut davalarda mutlaka alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir. Makalede yer alan Yargıtay kararları bilgilendirme amaçlıdır; güncel içtihat değişiklikleri nedeniyle farklılık gösterebilir.
whatsapp telegram