El atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası, Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinden kaynağını alan ve mülkiyet hakkına yönelen haksız müdahalenin sona erdirilmesini sağlayan bir eda davasıdır. Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) ise hak sahibinin rızası dışında taşınmazın haksız kullanılması nedeniyle malik tarafından kötüniyetli zilyetten talep edilebilen özel nitelikteki tazminattır.
Bu rehberde Antalya'da el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında mülkiyet hakkının hukuki dayanakları, paylı ve elbirliği mülkiyetinde dava açma yetkisi, imar uygulamaları kaynaklı müdahaleler, boşanma sonrası taşınmaz kullanımı, ecrimisilin beş yıllık zamanaşımı süresi, ÜFE oranlı kademeli hesaplama ve bilirkişi raporlarının teknik kriterleri, güncel Yargıtay kararları ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Mülkiyet Hakkının Hukuki Temelleri ve Haksız Müdahalenin Mahiyeti
Mülkiyet hakkı, modern hukuk sistemlerinin temel taşı niteliğinde olup bireye eşya üzerinde en geniş yetkileri tanıyan ayni haktır. Türk hukuk düzeninde bu hak, yalnızca kanunla sınırlanabilen mutlak bir yetki olarak kurgulanmıştır. Bir taşınmazın maliki, hukuk düzeninin çizdiği sınırlar dahilinde o taşınmazı kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde her türlü tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Ancak mülkiyet hakkının bu mutlak niteliği uygulamada sıklıkla haksız müdahalelerle karşı karşıya kalmakta; el atmanın önlenmesi davaları tam da bu noktada bozulan hukuki durumu eski haline getiren en etkili yargısal koruma mekanizması olarak işlev görmektedir.
TMK m. 683 Kapsamında Malikin Mutlak Yetkileri
Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi, mülkiyet hakkının içeriğini ve bu hakkın korunmasına yönelik temel dava haklarını düzenleyen amir hükümdür. Kanun koyucu malike hem olumlu hem de olumsuz yetkiler tanımıştır: olumlu yetkiler malikin eşyayı dilediği gibi kullanması, semerelerinden yararlanması ve mülkiyetini devretme veya rehnetme gibi tasarruflarda bulunmasıdır. Olumsuz yetki ise mülkiyet hakkına yönelen her türlü haksız saldırıyı defetme gücüdür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 11.01.2023 tarihli, 2021/7465 E., 2023/119 K. sayılı İlam4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabilir. Bu dava doğrudan kanundan doğan bir hak olup malikin bu hakkını kullanabilmesi için davalının kusurlu olması şart değildir; müdahalenin haksız olması ve davalının taşınmazı elinde bulundurmak için hukuken geçerli bir sebep bulundurmaması yeterlidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 12.09.2024 tarihli, 2023/4725 E., 2024/3790 K. sayılı İlamBir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.
Bu hükmün somut olaylara uygulanmasında, örneğin tarafların boşanması sonrasında eşlerden birinin diğerine ait taşınmazı kullanmaya devam etmesi gibi durumlarda mülkiyet hakkının önceliği ön plana çıkar. Taşınmazın kullanımını haklı kılan bir kira sözleşmesi, intifa hakkı veya aile konutu şerhi gibi hukuki bir dayanak yoksa, mahkemeler mülkiyet hakkının mutlaklığı gereği müdahalenin men'ine karar vermektedir.
Haksız El Atma Türleri ve Paylı/Elbirliği Mülkiyeti
Haksız el atma, sadece bir taşınmazın fiilen işgal edilmesi şeklinde ortaya çıkmaz. Hukuk sistemimizde müdahale, malikin tasarruf yetkisini kısıtlayan veya taşınmazdan tam verim almasını engelleyen her türlü eylemi kapsar. Bu eylemler; bir yapının komşu parsele tecavüzlü olması, taşınmaz üzerinden izinsiz enerji nakil hatlarının geçirilmesi veya paylı mülkiyette bir paydaşın diğerlerinin kullanımını engellemesi şeklinde tezahür edebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 04.11.2013 tarihli, 2013/11524 E., 2013/15070 K. sayılı İlamPaylı mülkiyete tabi taşınmazın tamamının tek bir paydaş tarafından kullanılması, diğer paydaşların kullanım hakkını ortadan kaldıran haksız müdahale niteliğindedir. Paydaşlar arasında taşınmazın kullanımı konusunda anlaşma bulunmadığı durumlarda her paydaşın payı oranında el atmanın önlenmesi talep etme hakkı saklıdır.
Elbirliği mülkiyetinde (örneğin miras ortaklığı) ise ortaklardan her biri mülkiyet hakkını korumak amacıyla tek başına dava açma yetkisine sahiptir. Bu kural, miras paylaşımı tamamlanmadan önce ortaklığın ortak menfaatlerinin tek bir mirasçı eliyle de korunabilmesini sağlar.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.02.2024 tarihli, 2023/1183 E., 2024/846 K. sayılı İlamElbirliği mülkiyetine tabi olan taşınmaz bakımından açılan el atmanın önlenmesi talepli davalarda bir ortağın tek başına dava açmasının mümkün olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı onanmıştır. Mülkiyet hakkını koruyucu tasarruflar bakımından ortakların müşterek hareket zorunluluğu aranmamaktadır.
El Atmanın Önlenmesi Davalarında İspat Stratejileri ve Özel Senaryolar
Tapu Kayıtlarının İspat Gücü ve Haksız İşgalin Belgelendirilmesi
El atmanın önlenmesi davalarında ispatın temel taşı, taşınmazın mülkiyet durumunu gösteren resmi kayıtlardır. Türk hukuk sisteminde tapu sicili "aleniyet" ve "güven" ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Davacı, taşınmazın maliki olduğunu tapu kayıtlarıyla ispatladığında ispat yükü yer değiştirir ve davalı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin haklı bir sebebe dayandığını kanıtlamak zorunda kalır. Antalya Tapu Sicil Müdürlüğü kayıtları, bu davalarda mülkiyet ispatının başlangıç noktasını oluşturur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 26.09.2023 tarihli, 2022/3272 E., 2023/4139 K. sayılı İlam4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca malik, hukuk düzeninin sınırları içerisinde taşınmazı dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma ve yararlanma yetkilerine sahip olup malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabilir. Tapu kaydı malikin mülkiyetini ispat eden öncelikli ve resmi delildir.
Haksız işgalin belgelendirilmesinde bir diğer kritik aşama, müdahalenin kapsamının teknik olarak belirlenmesidir. Taşınmazın sınırları tapu planında belirli ise mahkemece yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde davalının bu sınırları ihlal edip etmediği kesin olarak saptanır.
İmar Uygulamaları Sonucu Oluşan Müdahaleler
Taşınmaz hukukunda en karmaşık senaryolardan biri, idari bir işlem olan imar uygulamaları sonucunda mülkiyet sınırlarının değişmesi ve bir kişinin daha önce kendi parselinde bulunan yapısının yeni düzenlemeyle başkasının parseli üzerinde kalmasıdır. Bu durum 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 29.03.2022 tarihli, 2021/6854 E., 2022/2398 K. sayılı İlamBir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü şahsa ait taşınmaz üzerine ayrılmaz parça niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parsel içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz.
İmar uygulaması nedeniyle başkasının parselinde kalan yapının tahliyesi için, parsel malikinin yapı bedelini yapı sahibine ödemesi veya mahkeme veznesine depo etmesi gerekir. Bu bedel ödenmeden el atmanın önlenmesine karar verilemez. Yapı sahibi, idari kararla bu duruma düştüğü için kötüniyetli sayılmaz ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz. İspat stratejisi, imar öncesi ve sonrası durumun karşılaştırılmasına odaklanmalı; belediye ve tapu müdürlüklerinden getirilecek imar işlem dosyaları, parselasyon planları ve teknik bilirkişi raporları dosyaya kazandırılmalıdır.
Aile Konutu ve Boşanma Sonrası Taşınmaz Kullanımı
El atmanın önlenmesi davalarının yaygın alanlarından biri, aile hukuku ile mülkiyet hukukunun kesiştiği noktadır. Özellikle eşlerin boşanma sürecinde veya boşanma kararı kesinleştikten sonra mülkiyeti bir eşe ait olan taşınmazın diğer eş tarafından kullanılmaya devam edilmesi ciddi ihtilaflara yol açar.
Boşanma kararı kesinleştiği andan itibaren taşınmazın maliki olmayan eşin o konutta oturmaya devam edebilmesi için ya taraflar arasında bir kira sözleşmesi olmalı ya da mahkemece verilmiş bir tahsis kararı bulunmalıdır. Bunların yokluğu hâlinde kullanım haksız işgal niteliğine bürünür.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 24.03.2014 tarihli, 2013/19117 E., 2014/6201 K. sayılı İlamTaşınmazı haricî satış sözleşmesine veya benzer geçerli olmayan bir hukuki sebebe istinaden kullanan davalının, kendisine yapılan ihtarnamenin tebliğinden sonraki dönem için iyiniyetli olduğu söylenemez. Bu tarihten itibaren kullanım kötüniyetli zilyetliğe dönüşür ve ecrimisil sorumluluğu doğar.
Bu ilke, aile hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarda da geçerlidir. Davacı, boşanma sonrası taşınmazın boşaltılması için gönderdiği ihtarnamenin tebliğ şerhini mahkemeye sunarak davalının kullanımının artık haksız olduğunu ve bu durumdan haberdar edildiğini ispatlamış olur.
Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil): Mali Hakların Telafisi
Ecrimisilin Hukuki Niteliği ve Kötüniyetli Zilyedin Sorumluluğu
Ecrimisil, hak sahibinin rızası dışında taşınmazın haksız bir şekilde kullanılması sonucu doğan tazminattır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bu kavramı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten talep edebileceği özel nitelikte bir tazminat olarak nitelendirmektedir. Ecrimisil bir kira bedeli değildir; haksız bir eylemden kaynaklanan özel bir zarar giderim biçimidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.01.2020 tarihli, 2017/1241 E., 2020/51 K. sayılı İlamEcrimisil, hak sahibinin kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tür tazminattır. TMK m. 995/1 uyarınca iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
Beş Yıllık Zamanaşımı Süresi ve Yönetimi
Ecrimisil davaları, haksız fiil niteliğinde olmalarına rağmen zamanaşımı süresi bakımından özel bir rejime tabidir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması uyarınca ecrimisil talepleri beş yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Bu süre dava tarihinden geriye doğru hesaplanır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 10.06.2024 tarihli, 2022/1843 E., 2024/1115 K. sayılı İlamEcrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Kira esasına göre talepte emsal kira sözleşmeleri istenmeli ve taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri nazara alınarak yöredeki rayice göre belirleme yapılmalıdır. Sonraki dönemler için ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının yansıtılması suretiyle bulunacak tutar esas alınır.
Bir taşınmaz on yıldır haksız işgal altında olsa dahi, malik dava açtığı tarihten geriye dönük olarak ancak son beş yılın tazminatını talep edebilir. Zamanaşımı bir def'i niteliğinde olduğundan mahkemece re'sen dikkate alınmaz; mutlaka davalı tarafından süresi içinde ileri sürülmesi gerekir.
Kira Esasına Göre Tazminat Hesabı: ÜFE ve Emsal Karşılaştırmaları
Ecrimisil hesaplaması "kademeli artış" yöntemiyle yapılır. Bilirkişi heyeti öncelikle dava tarihinden geriye giden beş yıllık sürenin ilk yılı için taşınmazın mevkii, büyüklüğü, imar durumu ve kullanım amacı gibi kriterleri göz önüne alarak bir rayiç kira bedeli belirler. Takip eden yıllar için Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) oranında artırılarak her bir yılın ecrimisil miktarı ayrı ayrı hesaplanır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 12.09.2024 tarihli, 2023/4725 E., 2024/3790 K. sayılı İlam (08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İBK'ya atıfla)Fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurulan kira sözleşmesine benzetilmesi mümkün değildir; niteliği itibarıyla haksız bir eylem sayılması gerekir. Bu nedenle ecrimisil hesaplaması doğrudan kira sözleşmesi rejimine tabi tutulamaz.
El Atmanın Önlenmesi ile Ecrimisil Davalarının Karşılaştırmalı Özeti
İki dava türü çoğu zaman birlikte (terditli olarak) açılsa da hukuki dayanakları, amaçları ve süre rejimleri bakımından önemli farklar taşır. Aşağıdaki karşılaştırma, somut olaya uygun talep stratejisinin kurulmasında yol göstericidir.
| Kriter | El Atmanın Önlenmesi | Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) |
|---|---|---|
| Hukuki dayanak | TMK m. 683 | TMK m. 995 ve haksız fiil hükümleri |
| Dava amacı | Haksız müdahalenin sonlandırılması | Haksız işgal süresince oluşan ekonomik kaybın tazmini |
| Zamanaşımı | Mülkiyet hakkı devam ettiği sürece açılabilir | 5 yıl (dava tarihinden geriye doğru) |
| Kusur şartı | Kusur aranmaz; haksız müdahale yeterlidir | Kötüniyet (iyiniyetli olmayan zilyet) aranır |
| İspat yükü (davacı) | Mülkiyet ve müdahalenin varlığı | Mülkiyet, haksız kullanım ve zarar |
| Hesaplama yöntemi | Tazminat hesabı yapılmaz | Emsal kira rayici + ÜFE veya ürün gelir yöntemi |
| Birlikte açılma | Her iki dava terditli açılabilir; uygulamada birlikte ikamesi yaygındır | |
Yargısal Süreçte Teknik İnceleme: Bilirkişi Raporları ve Usuli Güvenceler
Keşif ve Bilirkişi İncelemesinin Zorunluluğu
El atmanın önlenmesi davalarında müdahalenin varlığı ve kapsamı soyut iddialarla değil, fen bilirkişisi tarafından hazırlanan krokili raporlarla somutlaştırılmalıdır. Taşınmazın tapu kaydı ile zemin arasındaki uyumun tespiti, kadastro paftalarının uygulanması ve tecavüzlü alanın metrekare bazında netleştirilmesi bu aşamanın kritik unsurudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26.09.2019 tarihli, 2017/2113 E., 2019/965 K. sayılı İlamEl atmanın önlenmesi davalarında mahallinde keşif yapılması zorunludur; zira bu davaların çözümünde en önemli delil keşiftir. Tapu kaydı ile zemin arasındaki uyumun ve müdahalenin teknik kapsamının ancak yerinde inceleme ve bilirkişi raporu ile saptanması mümkündür.
Ecrimisil hesaplamalarında ise bilirkişi incelemesi çok daha karmaşık bir hâl almaktadır. Ecrimisil haksız işgal nedeniyle oluşan bir zarar tazminatı olduğu için, taşınmazın getirebileceği muhtemel kira gelirinin veya tarımsal kazancın objektif kriterlerle belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 28.11.2013 tarihli, 2013/13529 E., 2013/16869 K. sayılı İlamYetersiz bilirkişi raporlarına dayalı hüküm kurulması mümkün değildir. Raporun denetlenebilir, somut verilere ve emsal sözleşmelere dayanması, taşınmazın özelliklerinin (mevkii, büyüklük, imar durumu, kullanım amacı) somut biçimde değerlendirilmesi gerekir; aksi takdirde rapor hüküm vermeye elverişli kabul edilemez.
Paylı Mülkiyette İntifadan Men Şartı
Paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda ecrimisil talep edebilmek için kural olarak intifadan men şartının gerçekleşmiş olması aranır. Bu şart, davacı paydaşın diğer paydaşa açıkça kullanımdan men edildiğini bildirmesini ifade eder. Tarım arazileri ve bağ-bahçe gibi tabiatları gereği aynı anda birden fazla kişi tarafından kullanılması zor olan taşınmazlarda istisna uygulanabilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 28.06.2010 tarihli, 2010/615 E., 2010/3523 K. sayılı İlamPaylı mülkiyette ecrimisil talebinde davalının davacının kullanımına engel olup olmadığının tanıklardan ve dinlenecek yerel bilirkişilerden sorularak açıklığa kavuşturulması, intifadan men şartının somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.
Profesyonel hukuki temsil; bilirkişi raporundaki teknik hataların (ÜFE oranının yanlış uygulanması, emsal taşınmazların uygunsuzluğu, metrekare hesaplama hataları, intifadan men şartının değerlendirilmemesi) anında tespit edilmesini ve mahkemeye süresinde itiraz edilmesini sağlar. Özellikle uzun süreli sessiz kalmalar veya akrabalık ilişkileri gibi durumlarda mahkemece yapılabilecek hakkaniyet indirimi taleplerinin de zamanında ileri sürülmesi gerekir.
Sonuç: Mülkiyet Güvenliğinin Tesisi
Mülkiyet hakkına yönelik haksız müdahalelerin sonlandırılması ve bu süreçte doğan zararların tazmini, hukuk devletinin temel görevlerinden biridir. El atmanın önlenmesi ve ecrimisil davaları, taşınmaz maliklerinin haklarını koruma altına alan en etkili yargısal yollardır. Bu davaların başarıyla sonuçlanması; teknik incelemelerin titizlikle yürütülmesine, bilirkişi raporlarının bilimsel ve objektif kriterlere dayanmasına ve sürecin profesyonel bir hukuki perspektifle yönetilmesine bağlıdır.
Mülkiyet durumunun (paylı mı, elbirliği mi, münferit mi) belirlenmesi ve dava açma yetkisinin değerlendirilmesi gerekir. Müdahalenin niteliği (fiili işgal, sınır tecavüzü, izinsiz hat geçişi, paylı mülkiyette kullanım engeli) tespit edilmelidir. İhtarname tebliğ tarihi netleştirilmeli; bu tarih kötüniyetin başlangıcı bakımından belirleyicidir. Ecrimisil taleplerinde beş yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek talep edilebilecek dönem belirlenmelidir. Paylı mülkiyette ecrimisil için intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir.
Antalya'da el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında hak kayıplarının önlenmesi için sürecin uzman bir hukukçu rehberliğinde yönetilmesi büyük önem taşır. Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerinde ve Antalya Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülen taşınmaz uyuşmazlıklarında, bilirkişi raporlarına süresinde ve teknik içerikli itiraz edilmesi davanın sonucunu doğrudan etkileyen unsur olarak öne çıkar.
El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
El atmanın önlenmesi davası nedir ve kimler açabilir?
El atmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası, TMK m. 683 uyarınca mülkiyet hakkına yönelik haksız müdahalelerin sonlandırılması amacıyla açılan bir eda davasıdır. Taşınmazın tapu kayıt maliki, paylı mülkiyette her bir paydaş veya elbirliği mülkiyetinde (miras ortaklığı) her bir ortak bu davayı tek başına açabilir.
Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) nasıl hesaplanır?
Ecrimisil, taşınmazın serbest piyasa koşullarında getirebileceği kira bedeli üzerinden hesaplanır. Bilirkişi heyeti ilk dönem için emsal kira sözleşmelerini esas alarak rayiç bedel belirler; sonraki yıllar için bu bedele ÜFE artış oranı uygulanır. Tarım arazilerinde ürün gelir yöntemi kullanılır. Taşınmazın mevkii, büyüklüğü, imar durumu ve kullanım amacı hesaplamayı doğrudan etkiler.
Ecrimisil davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre dava tarihinden geriye doğru hesaplanır; taşınmaz on yıldır işgal altında olsa dahi yalnızca son beş yılın tazminatı talep edilebilir. Zamanaşımı bir def'i niteliğinde olduğundan mahkemece re'sen dikkate alınmaz; davalı tarafından süresi içinde ileri sürülmesi gerekir.
Boşanma sonrası eski eşin taşınmazda oturması haksız işgal sayılır mı?
Evet, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra taşınmazın maliki olmayan eski eşin o konutta kalmaya devam etmesi, aralarında geçerli bir kira sözleşmesi veya mahkemece verilmiş tahsis kararı yoksa haksız işgal niteliğindedir. İhtarnamenin tebliğinden sonraki dönem için davalının iyiniyetli olduğu kabul edilemez ve hem el atmanın önlenmesi hem de ecrimisil davası açılabilir.
İmar uygulaması sonucu başkasının parselinde kalan yapı ne olur?
3194 sayılı İmar Kanunu m. 18 uyarınca imar uygulaması sonucu başkasının parselinde kalan yapının tahliyesi için, parsel malikinin yapı bedelini yapı sahibine ödemesi veya mahkeme veznesine depo etmesi gerekir. Bu bedel ödenmeden el atmanın önlenmesine karar verilemez. Yapı sahibi idari kararla bu duruma düştüğü için kötüniyetli sayılmaz ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz.
Paylı veya elbirliği mülkiyetinde tek paydaş dava açabilir mi?
Evet. Hem paylı mülkiyette hem de elbirliği mülkiyetinde her bir ortak veya paydaş, mülkiyet hakkını korumak amacıyla tek başına el atmanın önlenmesi davası açma yetkisine sahiptir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/846 K. sayılı kararında bu husus açıkça onaylanmıştır. Ancak ecrimisil taleplerinde paylı mülkiyette intifadan men şartının sağlanması gerekebilir.
El atmanın önlenmesi davasında keşif ve bilirkişi zorunlu mudur?
Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerleşik içtihadına göre el atmanın önlenmesi davalarında en önemli delil mahallinde yapılan keşiftir. Mahkeme, fen bilirkişisi tarafından hazırlanan krokili raporla müdahalenin varlığını, kapsamını ve metrekare bazında somut alanını tespit etmek zorundadır. Sadece tanık beyanlarına dayanan veya denetlenebilir somut verilere yer vermeyen raporlara dayalı hüküm kurulması istinaf veya temyiz aşamasında bozma sebebidir.


