yandex

Rafet Aslan Hukuk Bürosu, birey ve şirketlere odaklı hukuki danışmanlık, dava ve tahkim süreçlerinde stratejik temsil ve kalıcı çözümler sunar.

Antalya'da Olağanüstü Zamanaşımı ile Tapu Tescili: TMK 713 Rehberi

  • Anasayfa
  • Blog
  • Antalya'da Olağanüstü Zamanaşımı ile Tapu Tescili: TMK 713 Rehberi
Antalya'da Olağanüstü Zamanaşımı ile Tapu Tescili: TMK 713 Rehberi

Olağanüstü zamanaşımıyla taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, Türk Medeni Kanunu m. 713'te düzenlenen ve tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazlarda davasız ve aralıksız yirmi yıl boyunca malik sıfatıyla zilyetlik sürdüren kişiye tescil isteme imkânı tanıyan istisnai bir mülkiyet kazanma yoludur. Yol, sadece fiili kullanımı değil; hukuken korunmaya değer, malik gibi sürdürülen, süreklilik taşıyan ve iktisaba elverişli taşınmaz üzerindeki hakimiyeti esas alır.

Bu rehberde Antalya'daki narenciye, zeytinlik, sera ve eski kırsal bahçe alanlarında sıkça karşılaşılan zilyetliğe dayalı tescil davaları; TMK m. 713 şartları, malik sıfatıyla zilyetlik unsuru, niza ile sürenin kesilmesi, kazanılamayacak taşınmazlar, imar-ihya olgusu, hava fotoğrafı incelemesi ve doğru hasım kurgusu güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve özel daire kararları ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.

Olağanüstü Zamanaşımı Nedir? TMK m. 713'ün Hukuki Çerçevesi

Olağanüstü zamanaşımı, taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı istisnai hâllerden biri olarak tanımlanır. TMK m. 713'ün temel mantığı; uzun süre boyunca malik gibi davranan, taşınmazı ekonomik amaca uygun kullanan ve zilyetliğini ciddi bir çekişme olmaksızın sürdüren kişinin hukuken korunmasıdır. Hüküm; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazlar ile belirli istisnai kayıt durumlarını kapsar.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.09.2005 tarihli, 2005/8-511 E., 2005/534 K. sayılı Karar

Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, taşınmazın kendi adına tapuya tescilini isteyebilir; ancak özel kanunlar uyarınca devlete kalan ve özel mülkiyete elverişli olmayan taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımıyla kazanılamaz.

Tescil kararı her zaman mülkiyeti sıfırdan kuran bir işlem olarak değerlendirilmez. Öğreti ve uygulamada ağırlıklı yaklaşım, şartlar gerçekleştiğinde zilyedin mülkiyet kazanımının tescilden önce doğduğu; mahkeme kararının ise bu hukuki sonucu sicile yansıttığı yönündedir. Bu nedenle dava yalnızca süre hesabı davası değil, taşınmazın niteliği, zilyetliğin mahiyeti ve kamu düzeni bariyerlerinin birlikte denetlendiği teknik bir tescil davasıdır.

TMK m. 713 İçin Aranan Temel Şartlar

Şart İçerik Yargısal Denetim Kriteri
İktisaba elverişli taşınmaz Taşınmaz tapuda kayıtlı olmamalı veya istisnai kayıt durumlarından birinde bulunmalıdır Kamu malı, mera, yol, dere yatağı, orman sınırı denetimi
Malik sıfatıyla zilyetlik Taşınmaz kiracı veya emanetçi gibi değil, malik gibi kullanılmalıdır Fiili kullanım, çevre bilgisi, ziraat bilirkişi raporu
Yirmi yıllık süre Davasız ve aralıksız yirmi yıllık zilyetlik süresi tamamlanmalıdır Niza, dava ve hukuki itiraz tarihleri
İmar ve ihya Tarıma elverişsiz arazide süre, ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren işler Hava fotoğrafları, ziraat bilirkişi tespiti
Doğru hasım kurgusu Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri zorunlu hasım olarak yer almalıdır Taşınmazın niteliğine göre belediye veya köy tüzel kişiliği

Malik Sıfatıyla Zilyetliğin Anlamı ve Dış Görünümü

TMK m. 713 davalarının en önemli unsuru, zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülmesidir. Malik sıfatıyla zilyetlik; taşınmazın bir malik gibi kullanılması, tasarruf edilmesi, korunması ve ekonomik olarak değerlendirilmesi anlamına gelir. Kişi taşınmazı kiracı, ortakçı, emanetçi veya bir başkası adına kullanan fer'i zilyet gibi değil, doğrudan kendi malı gibi kullanmalıdır. Öğretide bu unsur animus domini olarak ifade edilir.

Malik sıfatının dış dünyadaki görünümü ise fiili kullanım biçiminde ortaya çıkar. Taşınmazın ekilip biçilmesi, üzerine ev ya da tarımsal tesis yapılması, çevrilmesi, ağaçlandırılması, ihya edilmesi, bakımının yapılması ve çevrede malik gibi bilinmesi bu unsurun tipik göstergeleridir. Narenciye bahçesi, zeytinlik, sera alanı ve eski kırsal bahçe uyuşmazlıklarında malik sıfatıyla kullanım çoğu zaman ziraat bilirkişi raporları ve komşu anlatımlarıyla birlikte değerlendirilir.

Yirmi Yıllık Sürenin Hesaplanması ve Niza Kavramı

TMK m. 713 bakımından aranan süre davasız ve aralıksız yirmi yıldır. Bu sürenin sadece takvimsel olarak dolması yetmez; zilyetliğin hukuken kesilmemiş ve ciddi bir çekişmeyle bozulmamış olması gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 01.10.2013 tarihli, 2012/13648 E., 2013/13889 K. sayılı Karar

Davacı aleyhine açılmış önceki dava, mülkiyet uyuşmazlığı bakımından niza oluşturarak zilyetliği keser; yirmi yıllık süre, kuru zaman akışıyla değil çekişmesiz malik zilyetliği olarak değerlendirilmesi gereken nitelikli bir süredir.

Bu nedenle geçmişte açılmış müdahalenin meni, elatmanın önlenmesi, kadastro itirazı, tapu iptali veya benzeri dava dosyaları mutlaka incelenmelidir. Zilyetlik bir dönem için durmuş, kesilmiş veya hukuki itirazla karşılaşmışsa yeni sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı ayrıca değerlendirilir. Eski aile kullanımına dayanan taşınmazlarda yıllar önce açılmış küçük bir dava dahi olağanüstü zamanaşımı hesabını etkileyebilir.

Zilyetliğin Devralınması ve Sürenin Eklenmesi

TMK m. 996 uyarınca zilyetliği devralan kişi, kendisine devreden de aynı hakka sahipse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir. Bu durum özellikle kuşaktan kuşağa geçen fiili kullanım, aile içi devir, harici teslim ve köy yerleşimlerinde büyük önem taşır. Zilyetliğin teslim edildiği ve devralanın da malik sıfatıyla kullanmaya devam ettiği ispatlanabiliyorsa süre eklenmesi tescil davasının en güçlü dayanaklarından biri haline gelir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.05.2024 tarihli, 2023/871 E., 2024/286 K. sayılı Karar

Tapusuz taşınmazlarda zilyetlik ayrı bir öneme sahiptir; bu taşınmazlar taşınır hükmünde değerlendirildiğinden zilyetlik mülkiyet karinesi işlevi görür. Tapu kaydı bulunmayan yerlerde fiili hakimiyet zinciri bu nedenle ispatın merkezindedir.

Olağanüstü Zamanaşımıyla Kazanılamayacak Taşınmazlar

Her taşınmaz zilyetlikle kazanılamaz. Kamu malları, orta malları, mera, yaylak, kışlak, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve özel mülkiyete elverişli olmayan yerler ile Emvali Metruke kapsamında devlete kalan bazı taşınmazlar bu kazanım yolunun dışında kalabilir. Kadastro Kanunu'nda da devlet lehine koruyucu düzenlemeler bulunur; yüksek yargı uygulaması bu alanlarda zamanaşımıyla iktisabı dar yorumlamaktadır.

İktisaba Engel Taşınmaz Türleri

Taşınmaz Niteliği Hukuki Engel Sonuç
Mera, yaylak, kışlak Orta malı niteliği taşır Zilyetlikle iktisap mümkün değildir
Yol, meydan, dere yatağı Kamu malı statüsü Özel mülkiyete elverişli değildir
Orman sınırı içindeki taşınmazlar Özel kanun rejimi Zamanaşımıyla kazanılamaz
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler Anayasa ve özel kanun koruması İhya tamamlanmadıkça iktisap edilemez
Emvali Metruke kapsamında devlete kalan taşınmazlar Özel kanun hükmü Zilyetlikle kazanım yolu kapalıdır

Bu nedenle dava açmadan önce taşınmazın mera, yol, dere yatağı, kamu alanı, orman sınırı veya başka bir kamu statüsü taşıyıp taşımadığı mutlaka araştırılmalıdır. Yanlış bir hukuki tespit, dosyanın reddine ve emek-zaman kaybına yol açar.

Tapuda Kayıtlı Taşınmazın Bir Bölümü İçin Tescil İstenebilir mi?

Bu konu uygulamada en sorunlu başlıklardan biridir. İçtihatlarda uzun yıllardır benimsenen temel yaklaşım, tapuda kayıtlı bir taşınmazın yalnızca belirli bir bölümünün, sırf kısmi zilyetliğe dayanılarak TMK m. 713 kapsamında davacı adına tescil edilemeyeceği yönündedir. Bunun temel sebebi tapu sicilinin bütünlüğü ve kayıtlı mülkiyetin parçalanmasını engelleme düşüncesidir.

Hisseli kullanım, fiili taksim ve kırsal sınır uyuşmazlıklarının bulunduğu dosyalarda bu hata sık yapılır. Taşınmazın fiilen kullanılan kısmı ile hukuken iktisap edilebilir kısım aynı şey değildir. Yalnızca "yıllardır kullanıyorum" savunması, kayıtlı taşınmazın bir parçası açısından her zaman tescil sonucu doğurmaz; bu nedenle davanın dayandığı taşınmazın tapusuz olup olmadığı veya kayıtlıysa zilyetlikle kazanım yolunun gerçekten açılıp açılmadığı baştan netleştirilmelidir.

İmar ve İhya Şartının Belirleyiciliği

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, başlangıçta tarıma elverişli olmayan taşınmazlarda yalnızca zaman geçmesi yetmez; bu yerlerde imar ve ihya şartı aranır. İmar ve ihya, taşınmazın çalılık, taşlık, bataklık veya ham arazi niteliğinden çıkarılıp emek ve masraf sarf edilerek ekonomik amaca uygun kültür arazisine dönüştürülmesini ifade eder. Yargıtay uygulamasında süre çoğu zaman ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren işletilir.

Bu nedenle taşınmazın ne zaman tarıma elverişli hale geldiği, ne zamandan beri ürün alındığı, ağaçlandırıldığı veya sürekli kullanıldığı teknik verilerle ispat edilmelidir. Tarıma elverişsiz arazide süre, ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren işletildiğinden ihya tarihinin nesnel belgelerle ortaya konulması davanın temel taşıdır.

Hava Fotoğrafları ve Bilirkişi İncelemesinin Önemi

Zilyetliğe dayalı tescil davalarında en güçlü objektif delillerden biri hava fotoğraflarıdır. Yargıtay uygulamasında taşınmazın kullanım süresi, niteliği ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu açıkça vurgulanmaktadır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 02.11.2012 tarihli içtihat — Hava Fotoğrafı İlkesi

Zilyetlik süresinin ve kullanım niteliğinin tespiti bakımından en az iki ayrı zamana ait hava fotoğrafının incelenmesi gerekir; hava fotoğraflarından yararlanılmadan yapılan zilyetlik araştırması yeterli sayılmaz ve bu eksiklik bozma nedenidir.

Bu yaklaşım tanık anlatımlarının mutlaka teknik veriyle desteklenmesi gerektiğini gösterir. Eski tarihli hava fotoğraflarında bağ, bahçe veya tarla olarak kullanım tespiti yapılmasının zilyetlik ispatında belirleyici görüldüğü yönünde yeni tarihli daire kararları da bu çizgiyi sürdürmektedir.

Hava Fotoğrafı Stratejisi

Dava açılmadan önce Harita Genel Müdürlüğü ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kayıtlarından farklı yıllara ait hava fotoğraflarının temin edilmesi delil mimarisinin temelini oluşturur. En az iki farklı tarihe ait fotoğraf, taşınmazın kullanım sürekliliğini ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi nesnel olarak belgelemenin tek güvenilir yoludur.

Hazine ve Kamu Tüzel Kişilerinin Husumet Konumu

TMK m. 713'e dayalı tescil davaları kamu düzenini yakından ilgilendirir. Bu nedenle dava yalnızca özel kişilere karşı açılan sıradan bir tescil davası değildir; uygulamada Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri taşınmazın niteliğine göre zorunlu hasım haline gelir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02.12.2015 tarihli, 2014/796 E., 2015/2772 K. sayılı Karar

Tescil davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın Hazine ile ilgili kamu tüzel kişilerine karşı yöneltilmesi gerekir; bu zorunluluk taraf teşkilinin temel koşullarından biri olup hak ihlaliyle sonuçlanan eksiklikler usulden bozma sebebi oluşturur.

Büyükşehir sistemine geçen illerde belediye tüzel kişiliklerinin rolü de değişmiştir. 6360 sayılı Kanun sonrası köy tüzel kişiliğinin dönüşümü sebebiyle Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki taşınmazlarda taraf teşkilinin doğru kurulması ayrı önem taşır. Yanlış veya eksik hasım seçimi, haklı bir davanın usulden sürüncemede kalmasına yol açabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Taşınmazın aynına ve mülkiyetin tesciline ilişkin bu davalarda, HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Dava taşınmazın bulunduğu yerde açılır. Uygulamada bu davalar çoğunlukla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür; ancak kadastro sürecine bağlı itiraz ve tespit aşamalarında dosyanın niteliğine göre kadastro mahkemesi boyutu da gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava açmadan önce yalnızca zilyetliğin süresine değil, uyuşmazlığın kadastroyla bağlantısına, askı süresine ve kesinleşme aşamasına da bakılmalıdır. Taşınmaz Antalya'da bulunuyorsa dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır; kadastrosu henüz kesinleşmemiş alanlarda ise kadastro mahkemesi devre dışı kalır.

TMK 713 Olağanüstü Zamanaşımı Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Olağanüstü zamanaşımıyla tapu alınabilir mi?

Evet, ancak her taşınmaz için değil. TMK m. 713'teki şartlar gerçekleşirse ve taşınmaz iktisaba elverişliyse tescil istenebilir. Mera, yol, dere yatağı, orman sınırı ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bazı yerler bu yolun dışındadır. Tapuda kayıtlı bir taşınmazın yalnızca bir bölümü için de bu dava kural olarak açılamaz.

Malik sıfatıyla zilyetlik ne demektir?

Taşınmazı kiracı, ortakçı veya emanetçi gibi değil; doğrudan malik gibi kullanmak, tasarruf etmek, ekonomik olarak değerlendirmek ve çevrede bu şekilde bilinmek demektir. Öğretide bu unsur animus domini olarak ifade edilir ve zilyetliğin temel iç unsurudur.

Önceki dava açılmışsa yirmi yıllık süre etkilenir mi?

Evet. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre mülkiyetle ilgili önceki dava niza oluşturabilir ve zilyetliği keser. Müdahalenin meni, elatmanın önlenmesi, kadastro itirazı veya tapu iptal davası gibi geçmiş dosyaların tarihleri yeni sürenin başlangıcını etkileyebileceğinden mutlaka incelenmelidir.

Zilyetlik başkasından devralınmışsa süreler birleştirilebilir mi?

Evet, belirli koşullarla. TMK m. 996 uyarınca zilyetliği devralan kişi, kendisine devreden de aynı hakka sahipse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir. Aile içi devir, harici teslim ve köy yerleşimlerinde özellikle önem taşır; ancak teslim ve sürekli malik sıfatıyla kullanım titizlikle ispatlanmalıdır.

Tapuda kayıtlı bir taşınmazın bir kısmı için TMK 713 davası açılabilir mi?

Kural olarak hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre tapu sicilinin bütünlüğü ve kayıtlı mülkiyetin parçalanmasını engelleme düşüncesiyle, kayıtlı bir taşınmazın yalnızca belirli bir bölümünün sırf kısmi zilyetliğe dayanılarak TMK m. 713 kapsamında tescili istenemez. Bu noktada yapılan hatalı nitelendirme dosyanın reddine yol açar.

Hava fotoğrafları neden bu kadar belirleyicidir?

Çünkü taşınmazın geçmişteki kullanım biçimini, imar-ihyanın tamamlandığı tarihi ve zilyetliğin gerçekliğini en güçlü teknik verilerle gösterir. Yargıtay uygulamasında en az iki ayrı zamana ait hava fotoğrafının incelenmesi gerekli görülür; bu eksiklik bozma sebebi olarak kabul edilmektedir.

Davada Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri taraf olmak zorunda mıdır?

Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadına göre tescil davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri zorunlu hasım niteliğindedir. 6360 sayılı Kanun sonrası büyükşehir illerinde belediyenin konumu da değişmiş olduğundan taşınmazın niteliğine göre Antalya Büyükşehir Belediyesi de davaya dahil edilmelidir.

İlgili hizmet sayfası: Antalya gayrimenkul avukatı

Yasal Uyarı Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Olağanüstü zamanaşımıyla taşınmaz iktisabı ve TMK m. 713 davalarındaki her uyuşmazlığın kendine özgü hukuki ve maddi koşulları bulunduğundan somut davalarda mutlaka alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir. Makalede yer alan Yargıtay kararları bilgilendirme amaçlıdır; güncel içtihat değişiklikleri nedeniyle farklılık gösterebilir.
whatsapp telegram