Çocuğun üstün yararı, velayet davalarında mahkemelerin başvurduğu en temel ilke olup çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişimini en iyi şekilde destekleyecek koşulların tespit edilmesini ifade eder. Türk Medeni Kanunu, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca velayet, ebeveynlere tanınan bir hak değil, çocuğun geleceğine yönelik bir sorumluluklar bütünüdür.
Bu rehberde Antalya'da velayet davası sürecinde çocuğun üstün yararı doktrini, velayetin tayininde esas alınan objektif parametreler, idrak çağındaki çocuğun görüşü, uzman bilirkişi raporlarının rolü ve velayetin kamu düzeni niteliği güncel Yargıtay kararları ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Çocuğun Üstün Yararı Doktrini ve Uluslararası Standartlar
Çocuğun üstün yararı, somut olayın koşullarına göre şekillenen ancak her durumda çocuğun esenliğini odak noktasına alan dinamik bir hukuki kavram olarak tanımlanır. Modern aile hukuku disiplini, tarihsel süreç içerisinde ebeveyn odaklı bir yapıdan çocuk odaklı bir koruma mekanizmasına evrilmiştir. Bu evrimin temelinde çocuğun bir hak süjesi olarak kabul edilmesi ve gelişimsel ihtiyaçlarının her türlü kişisel ihtilafın üzerinde tutulması yatmaktadır. Antalya'da görülen velayet davalarında da bu ilke, mahkemelerin takdir yetkisini kullanırken başvurduğu en temel pusula niteliğindedir.
Çocuğun üstün yararı (best interests of the child), velayete ilişkin tüm yargısal tasarruflarda alt normları ve tarafların sübjektif taleplerini bertaraf eden bir üst norm niteliğindedir. Ebeveynlerin boşanma sürecindeki kusurlarından, birbirlerine duydukları öfkeden veya sosyal statülerinden bağımsız olarak ele alınır ve çocuğun gelecekteki yaşam kalitesini en üst düzeyde tutacak koşulların tesisini hedefler.
Üstün Yarar İlkesinin Yargıtay Tarafından Somutlaştırılması
Velayet kararını verecek olan yargı mercilerinin, ebeveynlerin maddi imkânlarından ziyade çocuğa sunulacak manevi iklimi ve gelişimsel desteği ön planda tutması gerektiği, Yargıtay tarafından defalarca vurgulanmıştır. Antalya Aile Mahkemelerinde yürütülen velayet yargılamalarında da bu yaklaşım doğrultusunda çocuğun yararı ile ebeveynlerin yararı karşı karşıya geldiğinde mutlak bir öncelik sıralaması yapılmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/18372 E., 2016/15708 K., 08.12.2016 Tarihli İlamÇocuğun yararı; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olması olarak tanımlanmıştır. Çocukla ana veya baba yararının çatışması hâlinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir.
Farazi Düşünce Kriteri
Çocuğun üstün yararının belirlenmesinde Yargıtay tarafından geliştirilen farazi düşünce kriteri büyük önem arz eder. Bu kriter, hâkimin karar verirken kendisini çocuğun yerine koymasını; ancak bu empatiyi çocuksu bir arzuyla değil, yetişkin bir bireyin rasyonel çıkarımıyla harmanlamasını emreder. Velayet uyuşmazlıklarında bu ilke, mahkemelerin duygusallıktan arınmış ve hukuki rasyonaliteye dayanan kararlar vermesini sağlamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/7152 E., 2015/15047 K., 07.09.2015 Tarihli İlamÇocuğun üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı kendisini ilgilendiren bir olayda kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecek idiyse, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar, yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü
Velayet hukukunun felsefi temelleri yalnızca Türk Medeni Kanunu ile sınırlı olmayıp, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca iç hukukumuzun üzerinde bir konuma sahip olan uluslararası sözleşmelerle de şekillenmektedir. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesi, çocukları ilgilendiren tüm faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olduğunu amir hüküm olarak vazetmiştir. Antalya bölgesinde faaliyet gösteren aile mahkemeleri, bu uluslararası standartları yerel yargılama pratiğine aktararak çocuğu bir nesne değil hakları olan bir özne olarak değerlendirmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/687 E., 2021/2814 K., 08.04.2021 Tarihli İlamBirleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir.
Velayetin Tayininde Esas Alınan Objektif Parametreler
Velayet müessesesi, ebeveynlerin sübjektif haklarından ziyade çocuğun korunması ve sağlıklı bir birey olarak yetiştirilmesi amacına hizmet eden kamusal nitelikli bir görevdir. Yargı pratiğinde velayetin kime verileceği belirlenirken soyut bir üstün yarar kavramından ziyade, bu kavramı somutlaştıran objektif parametreler esas alınmaktadır. Antalya'daki velayet davalarında da mahkemeler; çocuğun yaşı, gelişimsel ihtiyaçları, ebeveynlerin bakım kapasiteleri ve sosyal çevrenin sürekliliği gibi çok boyutlu kriterleri birlikte değerlendirmektedir.
Çevresel Unsurlar ve İstikrar İlkesi
Çocuğun sağlıklı bir gelişim süreci geçirebilmesi, içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevrenin niteliği ile doğrudan ilintilidir. Eğitim imkânlarına erişim, sağlık hizmetlerinin sürekliliği, sosyal ve kültürel faaliyetlerin çeşitliliği ile çocuğun kendisini güvende hissettiği alışılmış yaşam alanı bu değerlendirmenin temel unsurlarını oluşturur. Antalya Adliyesinde görülen velayet dosyalarında da çevresel istikrar ilkesi, mahkemelerin en sık başvurduğu kriterlerden biridir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/24142 E., 2015/6913 K., 08.04.2015 Tarihli İlamUzman raporunda çocukların uzun süredir yaşamakta oldukları ve alıştıkları sosyal çevrede yaşamaya devam etmelerinin sağlıklı psikososyal gelişimlerine olumlu katkı sağlayacağı, yabancı dil yetersizliği sebebiyle eğitimlerinin aksayabileceği ve uyum sorunu yaşayabilecekleri belirtilmiştir.
Çocuğun uzun süredir yaşadığı, bağ kurduğu ve eğitim hayatını sürdürdüğü çevreden koparılması ruhsal bütünlüğü üzerinde sarsıcı etkiler yaratabilir. Özellikle yurt dışına taşınma veya farklı bir şehre yerleşme gibi durumlarda dil bariyeri, eğitim sistemi değişikliği ve sosyal uyum zorlukları velayetin çevresel sürekliliği koruyan ebeveyne verilmesi lehine karine oluşturur.
Ebeveynlerin Bakım Kapasitesi ve Boşanmadaki Kusur Ayrımı
Velayet davalarında en sık karşılaşılan yanılgı, ebeveynin boşanmadaki kusurunun doğrudan velayeti engelleyeceği düşüncesidir. Türk aile hukuku doktrininde ve Yargıtay kararlarında boşanma kusuru ile velayet yetkinliği birbirinden keskin çizgilerle ayrılmıştır. Antalya'da yürütülen aile hukuku davalarında da bir eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması, tek başına velayetin reddi sebebi olarak kabul edilmemektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2018/8158 E., 2019/7970 K., 02.07.2019 Tarihli İlamAna ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2013/6296 E., 2013/26140 K., 13.11.2013 Tarihli İlamDavalı annenin başka bir erkekle evlilik olmaksızın birlikte yaşaması olayı, annenin velayet görevini ağır surette ihmal ettiği veya kötüye kullandığı kanıtlanmadıkça tek başına velayetin kaldırılmasını veya velayetin ona verilmemesini gerektirmez.
Anne Şefkatine Muhtaçlık Karinesi
Hukukumuzda anne şefkatine muhtaçlık ilkesi, özellikle süt çocukluğu ve erken çocukluk dönemindeki küçükler için güçlü bir karine teşkil eder. Bu karine, ancak annenin velayet görevini yerine getirmesine engel teşkil eden somut bir durumun ispatlanması hâlinde aşılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2013/5663 E., 2013/18020 K., 26.06.2013 Tarihli İlamÇocuğun yaşı göz önüne alındığında, anne bakım, sevgi, şefkat ve ilgisine özellikle ihtiyaç duyacağı bir çağda olduğu kabul edilmelidir.
| Objektif Parametre | Değerlendirme Konusu | Hukuki Dayanak | Yargısal Yaklaşım |
|---|---|---|---|
| Çocuğun Yaşı | Süt çocukluğu, erken çocukluk veya idrak çağı ayrımı | TMK m. 182, Yargıtay içtihatları | Küçük yaşta anne şefkati karinesi; idrak çağında çocuğun görüşü esas |
| Çevresel İstikrar | Eğitim, sosyal çevre, barınma sürekliliği | BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 3 | Mevcut yaşam düzeninin korunması tercih edilir |
| Bakım Kapasitesi | Ebeveynin çocuğa ayırabileceği zaman ve bakım becerisi | 4787 sayılı Kanun m. 5 | Antalya Aile Mahkemesi uzman heyeti tarafından yerinde incelenir |
| Kardeşlik Bağı | Birden fazla çocuğun birlikte kalıp kalamayacağı | Yargıtay 2. HD yerleşik içtihatları | Ciddi sebep olmadıkça kardeşler ayrılmaz |
| Ebeveyn Kusuru | Boşanmadaki kusur ve yaşam tarzı | TMK m. 182, Yargıtay 2. HD kararları | Çocuğun yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınır |
| Uzman Raporu | Psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı değerlendirmesi | 4787 sayılı Kanun m. 5 | Antalya Barosu bilirkişi listesindeki uzmanlar görevlendirilir |
Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi
Velayet davalarında birden fazla müşterek çocuk söz konusu olduğunda, yargılamanın en temel prensiplerinden biri kardeşlerin ayrılmaması ilkesidir. Kardeşlik bağı, çocuğun hayatındaki en uzun süreli ve destekleyici sosyal ilişkilerden biridir. Boşanma süreciyle sarsılan çocuğun dünyasında kardeşinin varlığı duygusal bir liman ve güven kaynağı teşkil eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2012/16737 E., 2013/3133 K., 11.02.2013 Tarihli İlamAksinin kabulünü gerektirir ciddi bir sebep bulunmadıkça; velayet düzenlemesinde, çocukların kardeşlik ve paylaşım duygusunun gelişimi için kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi de esastır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/23744 E., 2015/9051 K., 04.05.2015 Tarihli İlamVelayet düzenlemesine konu birden fazla çocuk bulunduğu takdirde, çocukların kardeşlik duygusunu yaşayabilmeleri için üstün yararları gerektirmediği sürece velayetlerinin aynı ebeveyne verilmesinin tercih edilmesi gerekir.
Velayet bir kez tesis edildikten sonra, şartlarda esaslı bir değişiklik meydana gelmedikçe velayetin değiştirilmesi yoluna gidilmez. Çocuğun sürekli ebeveyn değiştirmesi aidiyet duygusunu zedeler ve gelişimsel kaygılara yol açar. Yargıtay, çocuğun hayatındaki istikrarın korunmasını boşanmanın sarsıcı etkilerine karşı bir kalkan olarak değerlendirmektedir.
İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü ve Uzman Bilirkişi Raporları
Velayet yargılaması, doğası gereği yalnızca ebeveynler arasındaki bir çekişme değil, aynı zamanda devletin parens patriae sıfatıyla korumasız olan küçüğün menfaatlerini koruma altına aldığı bir süreçtir. Modern aile hukuku, çocuğu yargılamanın pasif bir nesnesi olmaktan çıkarıp onu hak süjesi hâline getirmiştir. Antalya'da aile mahkemelerince yürütülen velayet yargılamalarında idrak çağındaki çocuğun dinlenilmesi, yargılamanın sıhhati açısından vazgeçilmez bir usul şartı olarak kabul edilmektedir.
Çocuğun Dinlenilmesi ve Farazi Düşünce İlkesinin Uygulanması
Velayet davalarında mahkemeler, somut olayın özelliklerine göre çocuğun görüşünü almakla yükümlüdür. Ancak bu süreç basit bir tercih sorusundan ibaret değildir. Farazi düşünce ilkesi, çocuğun henüz gelişim aşamasında olması sebebiyle bugünkü iradesinin gelecekteki esenliğiyle çelişebileceği ihtimalini göz önünde tutar. Antalya Aile Mahkemesi hâkimleri, çocuğun anlık heveslerini değil uzun vadeli gelişimini esas alan bir irade varsayımı ile hareket etmektedir.
Yargıtay, idrak çağındaki çocuğun dinlenilmemesini veya görüşüne gereken önemin verilmemesini açık bir bozma sebebi olarak kabul etmektedir. Hukuk sistemimizde idrak çağı için kesin bir yaş sınırı belirlenmemiş olsa da, Yargıtay yerleşik içtihatlarında genellikle 8 yaş ve üzerindeki çocukların yeterli olgunluğa sahip olduğu kabul edilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/7152 E., 2015/15047 K., 07.09.2015 Tarihli İlamVelayet konusunda psikolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, her iki ebeveynin de velayet görevini yerine getirebileceği ancak müşterek çocuğun babasının yanında daha mutlu olduğunu ve babasının dersleri ile ilgilendiğini belirterek ısrarla babası ile kalmak istemesi nedeniyle, velayetinin babaya bırakılmasının çocuğun üstün yararına olacağı rapor edilmiştir.
Uzman Bilirkişi Raporlarının Hazırlanma Metodolojisi
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 5. maddesi uyarınca mahkemeler; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinden rapor almakla yükümlüdür. Antalya'da görev yapan uzman heyetleri, sadece tarafların beyanlarını dinlemekle yetinmeyip yerinde inceleme prosedürünü de uygulamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/23443 E., 2017/2856 K., 16.03.2017 Tarihli İlamMahkemece velayet kime verileceği hususunda 4787 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca, aile mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
Uzmanlar, çocuğun her iki ebeveynle olan etkileşimini, barınma koşullarını, gelir durumlarını ve en önemlisi çocuğun bu ortamlardaki psikolojik aidiyetini analiz ederler. Bu süreçte ebeveyn yabancılaşması gibi patolojik durumların varlığı da araştırılır. Çocuğun bir ebeveyne karşı kışkırtılıp kışkırtılmadığı ve beyanlarının özgür iradesine mi yoksa bir telkine mi dayandığı ancak bu profesyonel inceleme neticesinde ortaya çıkarılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2012/16737 E., 2013/3133 K., 11.02.2013 Tarihli İlamÇocuğun uzmana baskı altında beyanda bulunduğuna ilişkin bir delil ve olgu bulunmadığına göre, velayet konusunda alınan uzman görüşü isabetlidir. Çocukları ilgilendiren konularda idrak çağındaki çocukların görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerekmektedir.
Çocuğun bir ebeveyne karşı olumsuz tutum geliştirmesi, her zaman özgür iradesinin yansıması olmayabilir. Uzman bilirkişiler, çocuğun beyanlarının samimiyetini denetlemek adına baskı analizi yapmakla yükümlüdür. Antalya ilinde aile mahkemelerince görevlendirilen uzmanlar, çocuğun beyanları ile gözlemsel bulgular arasındaki tutarlılığı bilimsel metodolojilerle değerlendirmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2013/13503 E., 2013/26995 K., 20.11.2013 Tarihli İlamMahkemece 4787 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca görevlendirilecek uzman vasıtasıyla inceleme yapılması; tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile çocuğa bakım olanakları konusunda bilgi toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip hüküm kurulması gerekmektedir.
Velayetin Kamu Düzeni Niteliği ve Dinamik Değişimler
Velayet müessesesi, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği basit bir sübjektif hak olmayıp devletin koruma ve denetim yükümlülüğünün en yoğun hissedildiği alanlardan biridir. Türk hukuk sisteminde velayet, doğrudan kamu düzenini ilgilendiren bir kurum olarak yapılandırılmıştır. Bu nitelik, mahkemenin tarafların beyanları veya anlaşmalarıyla bağlı kalmaksızın çocuğun menfaatini korumak adına geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu anlamına gelir. Antalya'daki yargılama pratiğinde de bu ilke doğrultusunda hâkimler, tarafların ileri sürmediği vakıaları dahi kendiliğinden araştırmaktadır.
Re'sen Araştırma İlkesi ve Yargılama Sırasındaki Gelişmeler
Hukuk muhakemesinde kural olarak taraflarca getirilme ilkesi geçerli olsa da, velayet gibi kamu düzenini ilgilendiren davalarda re'sen araştırma ilkesi uygulama alanı bulur. Bu ilke uyarınca hâkim, tarafların sunduğu deliller üzerinden bir sonuca varmak yerine çocuğun üstün yararının gerektirdiği en ideal yaşam koşullarını tespit etmekle yükümlüdür. Velayet davalarında yargılama devam ederken meydana gelen her türlü değişim, mahkemenin nihai kararı üzerinde doğrudan etkilidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/687 E., 2021/2814 K., 08.04.2021 Tarihli İlamVelayet kamu düzenine ilişkin olup re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2018/8158 E., 2019/7970 K., 02.07.2019 Tarihli İlamVelayet kamu düzenine ilişkin olup karardan sonra gerçekleşen olayların dikkate alınması gerekir.
Velayetin Değiştirilmesi ve Süreklilik İlkesi
Velayet düzenlemesi hiçbir zaman mutlak ve geri dönülemez bir nitelik taşımaz. Türk Medeni Kanunu uyarınca, şartların değişmesi veya çocuğun menfaatinin gerektirmesi hâlinde velayet her zaman yeniden düzenlenebilir. Ancak çocuğun alıştığı çevreden, okulundan ve bakım veren ebeveyninden haklı sebep olmaksızın koparılması psikososyal gelişimi üzerinde travmatik etkiler yaratabilir. Antalya'da velayetin değiştirilmesi davalarında mahkemeler, değişen şartların çocuğun üstün yararını zedeleyip zedelemediğini titizlikle incelemektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/10400 E., 2025/6427 K., 25.06.2025 Tarihli İlamBoşanmanın ileriye yönelik etkilerini hafifletmekte ve çocuğun boşanmadan sonraki hayata alışmasındaki en önemli faktör, çocuğun hayatında istikrarın ve sürekliliğin sağlanmasıdır.
Profesyonel Hukuki Temsilin Önemi
Velayet davaları, sadece hukuki metinlerin çarpıştığı bir alan değil; psikoloji, pedagoji ve sosyal hizmet disiplinlerinin iç içe geçtiği çok boyutlu süreçlerdir. Bu süreçlerin yönetiminde profesyonel bir hukuki temsil, çocuğun üstün yararının mahkemeye doğru aktarılması ve yargılamanın dinamik yapısına uygun stratejilerin geliştirilmesi açısından hayati önem taşır. Antalya ilinde aile hukuku alanında uzmanlaşmış avukatların sürece dahil olması, uzman raporlarının Yargıtay kriterlerine uygunluğunun denetlenmesi ve çocuğun sesinin manipülasyondan uzak bir şekilde duyulması bakımından kritik bir güvence sağlamaktadır.
Re'sen araştırma ilkesinin geçerli olması, tarafların pasif kalabileceği anlamına gelmez. Mahkemenin dikkatini doğru noktalara çekmek, eksik incelemelerin tamamlanmasını talep etmek ve sosyal inceleme raporlarındaki olası eksiklikleri bilimsel verilerle çürütmek profesyonel bir yetkinlik gerektirir. Velayetin kamu düzeni niteliği, avukata da sadece müvekkilinin değil dolaylı olarak çocuğun haklarını gözetme sorumluluğu yükler.
Profesyonel hukuki strateji, sadece davanın kazanılmasına değil çocuğun süreçten en az hasarla çıkmasına odaklanmalıdır. Ebeveynler arasındaki çatışmanın derinleşmesi, çocuğun ebeveyne yabancılaşma sendromu gibi kalıcı psikolojik sorunlar yaşamasına neden olabilir. Antalya'daki hukuki süreçlerde delillerin çocuğun ruhsal bütünlüğünü zedelemeyecek şekilde yapılandırılması, uzman bir aile hukuku avukatının temel sorumluluğudur.
Velayet Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Velayet davasında çocuğun üstün yararı nasıl belirlenir?
Çocuğun üstün yararı, bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini en iyi şekilde destekleyecek koşulların tespit edilmesiyle belirlenir. Mahkeme, uzman bilirkişi raporları, sosyal inceleme raporları ve çocuğun farazi düşüncesi ilkesini esas alarak karar verir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/18372 E. sayılı kararında çocuğun yararı; bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi gelişimin sağlanması olarak tanımlanmıştır.
Boşanmada kusurlu bulunan ebeveyne velayet verilir mi?
Boşanmadaki kusur ile velayet sorumluluğu birbirinden bağımsız değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/8158 E. sayılı kararında ebeveynin boşanmadaki kusurlarının, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla kusurlu ebeveyne de çocuğun gelişimine daha fazla katkı sunabilecek koşulları sağlaması hâlinde velayet verilebilir.
Velayet davasında çocuğun görüşü alınır mı?
Evet, idrak çağındaki çocuğun görüşü alınır. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ve Avrupa Sözleşmesi gereğince yeterli olgunluğa sahip çocukların kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeleri sağlanır. Yargıtay, idrak çağındaki çocuğun dinlenilmemesini bozma sebebi olarak kabul etmektedir.
Antalya'da velayet davası hangi mahkemede açılır?
Velayet davası aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri aile mahkemesidir. Boşanma davası ile birlikte talep ediliyorsa boşanma davasının görüldüğü aile mahkemesi yetkilidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Kardeşler velayet davasında ayrılabilir mi?
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre aksini gerektiren ciddi bir sebep bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması esastır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2012/16737 E. sayılı kararında kardeşlik ve paylaşım duygusunun gelişimi için kardeşlerin aynı ebeveyne verilmesinin tercih edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi?
Evet, şartların değişmesi ve çocuğun menfaatinin gerektirmesi hâlinde velayet her zaman yeniden düzenlenebilir. Ancak velayetin değiştirilmesi için mevcut düzenin çocuğun gelişimini tehlikeye attığının somut delillerle ispatlanması gerekir. Antalya'daki aile mahkemeleri, çocuğun hayatındaki istikrar ve sürekliliği öncelikli olarak koruma eğilimindedir.
Uzman bilirkişi raporu velayet davasında zorunlu mudur?
4787 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca aile mahkemeleri, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinden rapor almakla yükümlüdür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/23443 E. sayılı kararında uzman raporu alınmadan velayet hükmü kurulmasının bozma sebebi oluşturduğu belirtilmiştir. Uzman raporu sadece bir formalite değil, ebeveynlerin bakım kapasitesinin bilimsel yöntemlerle incelendiği kapsamlı bir değerlendirmedir.


