yandex

Rafet Aslan Hukuk Bürosu, birey ve şirketlere odaklı hukuki danışmanlık, dava ve tahkim süreçlerinde stratejik temsil ve kalıcı çözümler sunar.

İmar Planı İptal Davası Nasıl Açılır? Hak Düşürücü Süreler ve Şehircilik İlkelerine Aykırılık Rehberi | Antalya Gayrimenkul Avukatı

  • Anasayfa
  • Blog
  • İmar Planı İptal Davası Nasıl Açılır? Hak Düşürücü Süreler ve Şehircilik İlkelerine Aykırılık Rehberi | Antalya Gayrimenkul Avukatı
İmar Planı İptal Davası Nasıl Açılır? Hak Düşürücü Süreler ve Şehircilik İlkelerine Aykırılık Rehberi | Antalya Gayrimenkul Avukatı

İmar planı iptal davası, belediye meclisi veya yetkili idarelerce onaylanan nazım imar planı, uygulama imar planı ya da plan değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılığı iddiasıyla idari yargıda açılan iptal davasıdır. Bu davalarda davanın kaderini çoğu zaman planın hukuka aykırılığı değil, hak düşürücü sürelerin doğru hesaplanması belirler.

Bu rehberde Antalya'da imar planı iptal davaları kapsamında askı süresi, 60 günlük dava açma süresi, uygulama işlemi üzerinden dava hakkı, imar durum belgesinin etkisi, plan hiyerarşisi, sosyal donatı dengesi, bilirkişi incelemesi ve komşu parsel maliklerinin dava ehliyeti güncel Danıştay kararları ışığında sistematik biçimde ele alınmaktadır.

İmar Planı İptal Davası Nedir?

İmar planı iptal davası, belediye meclisi veya yetkili idareler tarafından kabul edilip yürürlüğe giren imar planlarının hukuka aykırılığı iddiasıyla idari yargıda açılan iptal davasıdır. Davanın amacı; şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, üst ölçekli plan kararlarına veya kamu yararına aykırı plan kararlarının hukuk düzeninden kaldırılmasıdır.

İmar planları genel ve düzenleyici idari işlemlerdir; ancak etkileri son derece somuttur. Bir plan kararı nedeniyle taşınmaz park alanında kalabilir, yapılaşma hakkı düşebilir, komşu parselde yoğunluk artabilir, sosyal donatı dengesi bozulabilir veya bölgesel değer kaybı yaşanabilir. Bu nedenle plan iptal davası, idari işlem denetiminin yanı sıra mülkiyet hakkının korunmasına yönelik güçlü bir hukuki araçtır.

Genel ve Düzenleyici İşlem Niteliği

İmar planları belirli bir kişiye değil, plan sahasındaki tüm taşınmazlara yönelir. Bu nedenle dava açma ehliyeti yalnızca plan parselinin malikiyle sınırlı değildir; menfaati güncel, kişisel ve meşru biçimde etkilenen herkes plan iptal davası açabilir.

Hak Düşürücü Süreler — Askı Süresi ve 60 Günlük Dava Açma Süresi

İmar hukukunda en belirleyici konu çoğu zaman planın hukuka aykırılığı değil, davanın süresinde açılıp açılmadığıdır. İdari yargıda süreler kamu düzenindendir ve mahkeme bu hususu kendiliğinden inceler. Davacı çok güçlü şehircilik argümanlarına sahip olsa bile süre geçirilmişse, dosya çoğu zaman esasa girilmeden reddedilir.

3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca onaylanan imar planları kural olarak bir ay süreyle ilan edilir; uygulamada bu süreç askı süresi olarak bilinir. İmar planı iptal davasında genel kural, askı süresinin bitimini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılmasıdır. Bu süre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında hak düşürücü süre niteliğindedir.

Aşama Süre / Sonuç Hukuki Etki
Planın askıya çıkarılması 30 gün İlan ve öğrenme süreci başlar
Askı süresinde itiraz yapılmaması Askıdan inişi izleyen 60 gün Doğrudan iptal davası açılabilir
Askı süresinde itiraz yapılması İdarenin cevabı veya zımni ret sonrası kalan süre işler Süre durur, sonra kaldığı yerden devam eder
Sürenin kaçırılması Esasa girilmeden ret riski Plan hukuka aykırı olsa bile dava reddedilebilir
Uygulama işlemi çıkması Yeni dava imkanı doğabilir Plan ve uygulama işlemi birlikte dava konusu olabilir

Askı Süresinde İtiraz Etmek Zorunlu mudur?

Hayır. Askı süresi içinde itiraz edilmesi faydalı olabilir; ancak doğrudan dava açabilmek için zorunlu değildir. Askı süresinde itiraz edilmemiş olması, dava açma hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak bu durumda 60 günlük dava açma süresi, askıdan iniş tarihinden itibaren kesintisiz şekilde işler.

Askı süresinde itiraz yapılmışsa, idareye yapılan bu başvuru süreye etki eder. İdarenin açık ret cevabı vermesi veya 30 gün içinde cevap vermemesi halinde 2577 sayılı Kanun kapsamında zımni ret oluşur ve dava açma süresi buna göre hesaplanır. Pratikte birçok malik "itiraz ettim, artık süre yeniden başlar" şeklinde hatalı bir varsayımda bulunur; oysa hangi tarihte itiraz edildiği, itirazın askı süresi içinde yapılıp yapılmadığı ve idarenin verdiği cevabın tebliğ tarihi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Danıştay 6. Daire, 14.10.2019 tarihli, 2018/4582 E., 2019/8721 K. sayılı Karar

İmar planına askı süresi içinde itiraz edilmesi halinde, itirazın reddine ilişkin idari işlemin tebliği veya zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresinin başlayacağı; itirazın askı süresi içinde yapılmamış olmasının ise dava açma hakkını ortadan kaldırmayacağı, dava süresinin askıdan iniş tarihinden itibaren işleyeceği belirtilmiştir.

Uygulama İşlemi Üzerinden İmar Planına Dava Açılabilir mi?

Evet. Bu, imar hukukunda en kritik stratejik imkanlardan biridir. İmar planı askı süresinde dava edilmemiş olsa bile, planın kişiye yönelik somut bir uygulama işlemi ile hayata geçirilmesi halinde, bu uygulama işlemi üzerinden planın da iptali talep edilebilir. Bu kural 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

Uygulama işlemi niteliği taşıyabilen başlıca işlemler şunlardır: parselasyon işlemi, imar durum belgesinin verilmesi veya reddi, yapı ruhsatı verilmesi, kamulaştırma işlemi, ihale ilanı ve yapılaşma şartlarını doğrudan etkileyen bireysel işlemler. Bu durumda ilgililer hem uygulama işlemini hem de bu işlemin dayanağı olan imar planını birlikte dava konusu yapabilir. Bu imkan, plan değişikliğinden zamanında haberdar olmayan malik veya komşu parsel sahipleri açısından son derece önemlidir.

İmar Durum Belgesi Süreyi Yeniden Başlatır mı?

İmar durum belgesi; taşınmazın kullanım kararını, yapılaşma şartlarını, emsalini, çekme mesafelerini, yapı nizamını ve plan notlarına dayalı teknik verileri gösteren bir belgedir. Çoğu durumda uygulama işlemi niteliği taşır. Bu belgenin verilmesi veya reddi planın somut etkisini gösterdiğinden, belgeye karşı açılan davada dayanak planın iptali de talep edilebilir.

Buna karşılık yalnızca bilgi edinme mahiyetindeki başvurular aynı etkiyi doğurmaz. "Taşınmazın plan fonksiyonu nedir?", "imar planı örneği gönderilsin" veya "burada hangi plan geçerlidir?" gibi sorular kural olarak yeni bir uygulama işlemi yaratmaz; bu tür başvurular dava süresini ihya etmez.

Süre Bakımından En Çok Karıştırılan Durumlar

Aşağıdaki tablo, uygulamada maliklerin en sık düştüğü hatalarla doğru hukuki yaklaşımları karşılaştırmaktadır:

Durum Yanlış Varsayım Doğru Hukuki Yaklaşım
Askı süresinde itiraz etmedim Artık hiç dava açamam Askıdan inişi izleyen 60 gün içinde dava açılabilir
Belediyeye dilekçe verdim Süre otomatik sıfırlandı Dilekçenin niteliğine göre değişir; her başvuru süreyi etkilemez
Bilgi edinme başvurusu yaptım Yeni dava hakkı doğdu Kural olarak doğmaz; süreyi ihya etmez
İmar durum belgesi aldım Sadece belgeye dava açabilirim Belge uygulama işlemi ise plana da dava açılabilir
Plan kesinleşti Artık hiçbir şey yapılamaz Uygulama işlemi veya plan değişikliği başvurusu stratejik imkan yaratabilir

Esas Bakımından Hukuka Aykırılık ve Şehircilik İlkeleri

İmar planının iptali yalnızca süre hesabına bağlı değildir. Dava süresinde açılmış olsa bile, iptal kararı verilebilmesi için planın esas bakımından da hukuka aykırı olduğunun ortaya konulması gerekir. Esas bakımından hukuka aykırılık; planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, planlar arasındaki hiyerarşiye, kamu yararına ve teknik gerekliliklere aykırı olmasını ifade eder.

Uygulamada en sık görülen hukuka aykırılık halleri şunlardır: üst ölçekli plan kararlarına aykırılık, parçacı planlama, sosyal donatı dengesinin bozulması, nüfus yoğunluğunun teknik analiz olmadan artırılması, teknik altyapı etki değerlendirme raporunun yetersizliği, plan notlarıyla belirsizlik yaratılması, ulaşım ve taşkın risklerinin dikkate alınmaması ile kamu yararı yerine özel menfaat odaklı plan değişikliği yapılması. Bu aykırılıklar çoğu zaman bilirkişi incelemesi ile somutlaştırılır.

Plan Hiyerarşisi — Nazım, Uygulama ve Çevre Düzeni Planı

İmar hukukunda planların kademeli birlikteliği ilkesi geçerlidir. Buna göre alt ölçekli planlar, üst ölçekli planlara aykırı olamaz. 1/1000 ölçekli uygulama imar planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planının; nazım imar planı da daha üst ölçekli çevre düzeni planlarının genel kararlarıyla uyumlu olmalıdır.

Üst ölçekli planda sosyal donatı veya yeşil alan olarak öngörülen bir bölgenin alt ölçekte yüksek yoğunluklu konut veya ticaret alanına dönüştürülmesi, plan hiyerarşisine aykırılık oluşturur. Aynı şekilde üst planda öngörülen nüfus projeksiyonunu aşan alt ölçekli yoğunluk artışları da şehircilik ilkeleri bakımından sakatlık yaratır. Bu tür dosyalarda plan paftaları, plan notları ve plan açıklama raporları birlikte incelenmeli; planlar arasındaki çelişki teknik olarak gösterilmelidir.

Sosyal Donatı Dengesi

Sosyal donatı dengesi, imar planı iptal davalarının en güçlü esas yönlü argümanlarından biridir. Bir bölgede nüfus artışı yaratılıyorsa, buna paralel olarak park, okul, sağlık alanı, yol, açık alan, ibadet alanı ve teknik altyapı gibi sosyal donatıların da yeterli düzeyde planlanması zorunludur.

Plan değişikliği ile mevcut park alanı küçültülüyorsa, sosyal donatı alanı kaldırılıyorsa, yoğunluk artırıldığı halde eşdeğer yeni alan ayrılmıyorsa, karma kullanım kararı verilmesine rağmen konut oranı net belirtilmiyorsa veya ilave nüfusa rağmen okul, sağlık ve yeşil alan ihtiyacı karşılanmıyorsa, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı bakımından ciddi hukuka aykırılık gündeme gelir.

İnceleme Alanı Hukuka Aykırılık Riski Dava Açısından Önemi
Üst ölçekli plana uyum Nazım veya çevre düzeni planına aykırılık İptal için güçlü gerekçe
Nüfus yoğunluğu artışı Donatı karşılığı olmadan yoğunluk artışı Kamu yararı ve planlama esaslarına aykırılık
Sosyal donatı dengesi Park, okul, sağlık alanı yetersizliği Bilirkişi raporunda belirleyici
Teknik altyapı etkisi Trafik, kanalizasyon, ulaşım baskısı Teknik etki raporu zorunluluğu gündeme gelir
Plan notları Belirsiz ve sınırsız takdir yaratan ifadeler Kısmi iptal gerekçesi olabilir
Çevresel riskler Dere yatağı, taşkın alanı, koruma bandı ihlali Güvenlik ve kamu yararı boyutu taşır

Antalya'daki kıyı bölgelerinde, turizm yatırım alanlarında ve yoğun değer artışı potansiyeli taşıyan bölgelerde, sosyal donatı alanlarının azaltılıp ticari veya konut kullanımına çevrilmesi uygulamada sıkça tartışma yaratmaktadır. Bu tür plan değişikliklerinde donatı dengesinin korunup korunmadığı bilirkişi marifetiyle ayrıntılı şekilde incelenir.

Danıştay 6. Daire, 22.05.2020 tarihli, 2017/3849 E., 2020/4127 K. sayılı Karar

Mevcut sosyal donatı alanlarının ticari veya konut alanına dönüştürülmesine yönelik plan değişikliklerinde, kaybedilen donatı alanlarının eşdeğer büyüklük ve nitelikte yeni alanlarla karşılanmadığı; ilave nüfusun gerektirdiği park, okul ve sağlık alanı standartlarının dikkate alınmadığı durumlarda, planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu

Yoğunluk artıran veya kullanım fonksiyonunu değiştiren planlarda, değişikliğin mevcut altyapı üzerindeki etkisinin bilimsel olarak analiz edilmesi gerekir. Yeni yapılaşma kararı sadece parsel bazında değil; ulaşım sistemi, trafik yükü, su, kanalizasyon, enerji ve sosyal altyapı bakımından da incelenmelidir.

Teknik altyapı etki değerlendirme raporu yetersizse veya hiç hazırlanmamışsa, planın bilimsel temelden yoksun olduğu ileri sürülebilir. Bu eksiklik özellikle ana ulaşım aksına aşırı yük bindiren fonksiyon değişiklikleri, yoğun ticaret veya karma kullanım kararları, yüksek emsal artışı, mevcut yol genişlikleriyle uyumsuz plan kararları ve altyapı kapasitesini aşan nüfus projeksiyonları açısından önem kazanır. Mahkemeler bu konuları çoğu zaman bilirkişi heyeti marifetiyle değerlendirmektedir.

Yürütmenin Durdurulması ve Bilirkişi İncelemesi

İmar planı iptal davalarında yürütmenin durdurulması kararı, çoğu zaman davanın kendisi kadar önemlidir. Plan yürürlükte kaldığı sürece idare; bu plana dayanarak ruhsat verebilir, parselasyon yapabilir, satış işlemi gerçekleştirebilir veya yeni yapılaşma sürecini başlatabilir. Dava devam ederken plan uygulanırsa, daha sonra verilecek iptal kararı pratik etkisini büyük ölçüde yitirebilir.

İnşaat başladıysa, yeşil alan yapılaşmaya açıldıysa, parselasyon tamamlandıysa veya yoğunluk artışı fiilen hayata geçtiyse telafisi güç zararlar doğabilir. Bu nedenle planın açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde telafisi güç zarar yaratacağı somut biçimde ortaya konulabiliyorsa yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

Bilirkişi Heyetinin Yapısı

İmar planı teknik bir belge olduğundan bu davalarda bilirkişi incelemesi belirleyicidir. Bilirkişi heyetinde genellikle şehir plancısı, mimar, harita mühendisi ve gerektiğinde ulaşım ya da altyapı uzmanları yer alır. Heyetin uzmanlık dağılımı, dosyanın teknik içeriğine göre talep edilebilir.

Bilirkişiler özellikle şu sorulara cevap arar: plan üst ölçekli planlara uygun mu, plan değişikliği kamu yararına dayanıyor mu, sosyal donatı dengesi korunmuş mu, ilave nüfus hesabı doğru yapılmış mı, teknik altyapı yeterliliği var mı, plan notları belirlilik ilkesine uygun mu ve çevresel/topografik riskler değerlendirilmiş mi. Davacı vekilinin bilirkişi heyetine yöneltilecek soruları doğru kurması, dosyanın hukuki argümanlarının teknik zemine oturtulması bakımından kritik önem taşır.

Komşu Parsel Maliki İmar Planına Dava Açabilir mi?

Evet, belirli koşullarda açabilir. İmar planı yalnızca planlanan parselin malikini değil, çevredeki taşınmaz sahiplerini de etkileyebilir. Komşu parselde yoğunluk artışı, kullanım değişikliği, yükseklik artışı veya sosyal donatı kaybı varsa; bu durum komşu malik açısından güncel ve kişisel menfaat ihlali yaratabilir.

Komşu parsel maliklerinin dava açma ehliyetinin kabul edildiği başlıca durumlar şunlardır: bitişik parselde yüksek yoğunluklu yapılaşma kararı, park veya spor alanının ticari kullanıma dönüştürülmesi, güneş, hava, manzara veya erişim etkisi yaratacak kararlar, trafik ve çevresel yük artışı ile yaşam kalitesini doğrudan etkileyen fonksiyon değişiklikleri. Bu nedenle imar planı iptal davası yalnızca parsel maliki tarafından değil, menfaati güncel ve meşru şekilde etkilenen komşu parsel malikleri tarafından da açılabilir.

Parselasyon İşlemi ile İmar Planı İptal Davası Arasındaki Fark

İmar planı genel ve düzenleyici işlemdir; parselasyon ise bu planın mülkiyet yapısına uygulanmasıdır. Yani parselasyon işlemi, tapu ve arazi düzenine doğrudan etki eden, daha somut ve sübjektif bir idari işlemdir. Bu iki dava türü çoğu zaman birbiriyle bağlantılıdır, ancak aynı şey değildir.

Dava Türü İşlemin Niteliği Kimler Dava Açabilir? Temel İptal Sebepleri
İmar planı iptal davası Düzenleyici işlem Malik, komşu parsel maliki, menfaati ihlal edilen kişi Şehircilik ilkelerine aykırılık, plan hiyerarşisi, donatı dengesizliği
Parselasyon iptal davası Sübjektif uygulama işlemi Düzenleme sahasında mülkiyeti etkilenen kişi DOP hatası, eşdeğer yer verilmemesi, teknik sınır hataları
Uygulama işlemi + plan davası Somut işlem ve dayanağı plan Uygulama işleminden etkilenen kişi Hem usul hem esas yönlü birlikte denetim

Parselasyon işlemlerinde taşınmaz sahibine hakkaniyete uygun yer verilmemesi, kök parselden gereksiz şekilde uzaklaştırılması, Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) hesabında hata yapılması veya eşdeğerlik ilkesinin ihlal edilmesi başlıca iptal sebepleri arasında yer alır.

İmar Planı Değişikliği Talebiyle Yeniden Başvuru Yapılabilir mi?

Bazı durumlarda evet. Uygulamada birçok malik "süreyi kaçırdım, artık hiçbir şey yapamam" düşüncesine kapılmaktadır. Oysa mülkiyet hakkının kullanılması amacıyla idareye plan değişikliği talebiyle yeniden başvuru yapılması mümkündür. Bu başvurunun reddi üzerine yeni bir idari işlem doğar ve buna karşı dava açılabilir.

Bu yöntem özellikle ilk askı süresi kaçırıldığında, yeni teknik veri ortaya çıktığında, bölgenin fiili kullanımı değiştiğinde, üst ölçekli plan kararı değiştiğinde veya önceki plan kararı mülkiyet hakkını ağır şekilde sınırladığında önem kazanır. Ancak bu başvuru stratejisi her dosyada otomatik sonuç vermez; başvurunun içeriği, dayanakları ve idarenin verdiği cevap dikkatle analiz edilmelidir.

Antalya'da İmar Planı İptal Davalarında Yerel Strateji

Antalya'da imar uyuşmazlıkları yalnızca klasik konut planlamasıyla sınırlı değildir. Turizm yatırımları, kıyı kullanımı, ikinci konut baskısı, kentsel dönüşüm, değer artışı sağlayan plan değişiklikleri ve sosyal donatı alanlarının dönüşümü gibi pek çok unsur bir aradadır. Antalya gayrimenkul piyasasının turizm odaklı dinamiği, plan değişiklikleri ile birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlıkların çoğu zaman yüksek ekonomik ölçeklere ulaştığı görülmektedir.

Bu özelliği nedeniyle Antalya'da imar planı iptal davalarında yalnızca genel mevzuat bilgisi yeterli olmamaktadır. Yerel uygulama pratiği, askı ilan takibi, bölgesel şehircilik baskıları ve turizm bölgesi yapılaşma kararlarının incelenmesi de stratejinin bir parçasını oluşturur. Antalya İdare Mahkemeleri'nde görülen dosyalarda Antalya Barosu'na kayıtlı bir idare hukuku avukatı ile çalışılması, hem askı süreleri hem de teknik bilirkişi süreçlerinin doğru yönetilmesini sağlar.

Yerel pratikte sıkça karşılaşılan tartışma başlıkları şunlardır: turizm alanına dönüşen parseller, emsal artışı içeren plan değişiklikleri, kıyı bandındaki fonksiyon değişiklikleri, sosyal donatı alanlarının daraltılması, komşu parsellerde yoğunluk artışı ve parselasyon ile düzenleme ortaklık payı uyuşmazlıkları. Yerel şehircilik dinamiklerine hakim bir strateji, davanın başarısını doğrudan etkiler.

İmar Planı İptal Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İmar planı iptal davası kaç gün içinde açılır?

Kural olarak imar planının askı süresinin bitimini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılır. Askı süresi içinde yapılan itiraz veya sonradan ortaya çıkan uygulama işlemi, süre hesabını doğrudan etkileyebilir ve yeni dava hakları doğurabilir.

Askı süresinde itiraz etmezsem dava açamaz mıyım?

Açabilirsiniz. Askı süresinde itiraz zorunlu değildir. İtiraz edilmemesi halinde 60 günlük dava açma süresi askıdan iniş tarihinden itibaren kesintisiz işlemeye devam eder; bu süre içinde doğrudan iptal davası açılabilir.

Uygulama işlemi üzerinden imar planına dava açılabilir mi?

Evet. Planın somut bir uygulama işlemiyle hayata geçirilmesi halinde, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında bu işlemle birlikte dayanak planın da iptali talep edilebilir. Bu kural, askı süresini kaçıran ilgililer için kritik bir hukuki imkan yaratır.

İmar durum belgesi dava süresini etkiler mi?

Çoğu durumda evet. İmar durum belgesi, taşınmaza yönelik somut yapılaşma kararlarını içerdiğinden uygulama işlemi niteliğinde kabul edilebilir; bu belge üzerinden dayanak imar planına dava açılması mümkün olabilir. Ancak bilgi edinme amaçlı başvurular bu sonucu doğurmaz.

Komşu parsel maliki imar planına dava açabilir mi?

Evet. Plan değişikliği komşu taşınmaz malikinin kişisel, güncel ve meşru menfaatini etkiliyorsa dava açma ehliyeti bulunabilir. Yoğunluk artışı, fonksiyon değişikliği veya sosyal donatı kaybı yaratan kararlar bu kapsamda değerlendirilir.

Parselasyon işlemi ile imar planı iptal davası aynı şey midir?

Hayır. İmar planı genel ve düzenleyici işlemdir; parselasyon ise bu planın tapu ve arazi düzenine uygulanmasıdır. İptal sebepleri, ehliyet koşulları ve dava açma süreleri farklılık gösterebilir; iki işlem ayrı dosyalarla denetlenebilir.

İmar planı iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilmeli midir?

Plan açıkça hukuka aykırı görünüyorsa ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğacaksa yürütmenin durdurulması mutlaka talep edilmelidir. Aksi halde inşaat, parselasyon veya ruhsat işlemleri tamamlandığında verilecek iptal kararı pratik etkisini büyük ölçüde yitirebilir.

Yasal Uyarı Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. İmar planı iptal davalarının her uyuşmazlığa özgü hukuki ve teknik koşulları bulunduğundan, somut davalarda mutlaka alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir. Makalede yer alan Danıştay kararları bilgilendirme amaçlıdır; güncel içtihat değişiklikleri nedeniyle farklılık gösterebilir.
whatsapp telegram