yandex

Rafet Aslan Hukuk Bürosu, birey ve şirketlere odaklı hukuki danışmanlık, dava ve tahkim süreçlerinde stratejik temsil ve kalıcı çözümler sunar.

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası): İspat Yükü, Yargıtay Kriterleri ve Dava Süreci

  • Anasayfa
  • Blog
  • Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası): İspat Yükü, Yargıtay Kriterleri ve Dava Süreci
Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası): İspat Yükü, Yargıtay Kriterleri ve Dava Süreci

Muris muvazaası, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçek iradesini gizleyerek tapudaki devir işlemini görünürde bir satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi arkasına saklamasıdır. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu tür devirlerde görünürdeki işlem irade uyumsuzluğu, gizli bağış işlemi ise şekil eksikliği nedeniyle geçersiz sayılır.

Bu rehberde Antalya'da muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarının hukuki niteliği, dava açma hakkının kaynağı, ispat yükünün dağılımı, mirasçıların delil serbestisi, Yargıtay'ın belirlediği muvazaa emareleri ve bakım–minnet savunmalarına karşı hukuki argümanlar, güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 1. Hukuk Dairesi kararları ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.

Muris Muvazaasının Hukuki Niteliği ve 01.04.1974 Tarihli İBK

Muris muvazaası, mirasbırakanın bazı mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı, görünürde satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi olan ancak gerçekte bağışlama iradesi taşıyan tapu devirlerini ifade eder. Türk Miras Hukukunun en sık başvurulan dava sebeplerinden olan bu kurum, doktrinde ve yargı kararlarında nisbi (mevsuf) muvazaa türü olarak tanımlanmaktadır. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bu tür devirlere karşı miras hakkı zedelenen tüm mirasçılara tapu iptali ve tescil davası açma hakkı tanıyarak Türk hukuk sisteminde mülkiyet hakkının korunması bakımından bir dönüm noktası oluşturmuştur.

Muris Muvazaasının Tanımı

Muris muvazaası; mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırma kastıyla gerçek bağışlama iradesini görünürdeki bir satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi arkasına gizleyerek yaptığı, irade ile beyan arasındaki kasıtlı uyumsuzluk nedeniyle geçersiz sayılan nisbi muvazaa türüdür. İşlemin geçersizliği, hem görünürdeki sözleşmenin gerçek iradeyi yansıtmamasından hem de gizli bağışlamanın resmi şekil şartını taşımamasından kaynaklanır.

Görünürdeki ve Gizli İşlem Ayrımı

Muris muvazaası uyuşmazlıklarının temelinde iki farklı hukuki işlem bulunur. Görünürdeki işlem, çoğunlukla satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi olup tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için irade beyanı ile gerçek irade arasındaki kasıtlı uyumsuzluk nedeniyle geçersizdir. Gizli işlem olan bağışlama ise tarafların gerçek iradesine uygun olsa dahi, taşınmaz mülkiyetinin naklini öngören sözleşmelerin resmi şekilde tapu memuru önünde yapılması zorunluluğuna aykırılık teşkil ettiği için geçersiz sayılır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 24.03.2016 tarihli, 2015/17970 E., 2016/3595 K. sayılı İlam

Karar, uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaanın niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Bu tip uyuşmazlıklarda mahkemece yapılacak ilk tespit, tarafların iradelerinin birleştiği asıl işlemin ne olduğu ve bu işlemin kanuni şekil şartlarına uygun yapılıp yapılmadığıdır.

Şekil Eksikliği ve İşlemin Geçersizliği

Gizli bağış sözleşmesinin geçersizliği; Türk Medeni Kanunu m. 706, Türk Borçlar Kanunu m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26 hükümlerinde öngörülen resmi şekil koşullarından yoksun bulunmasından kaynaklanır. Resmi senette satış iradesi beyan edilirken arka planda bir bağış yapılması, gizli işlemi şekil eksikliği nedeniyle hükümsüz kılar. Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen tapu iptali davalarında bu çift katmanlı geçersizlik, davanın temel hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 01.06.2022 tarihli, 2022/739 E., 2022/4360 K. sayılı İlam

Görünürdeki sözleşmenin tarafların gerçek iradelerine uymaması ve gizli bağış sözleşmesinin de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunması nedeniyle, mirasçıların tapu iptali talep edebilecekleri hükme bağlanmıştır.

Mülkiyet Hakkının Korunması ve Yolsuz Tescil

Muvazaa olgusunun varlığı halinde tapu sicilindeki tescil işlemi de yolsuz tescil niteliğine bürünür. Türk eşya hukukunun temel ilkelerinden olan illilik prensibi gereği, tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayanması zorunludur. Muvazaalı işlemde geçerli bir hukuki sebep bulunmadığından, tapu kaydı baştan itibaren yolsuz hale gelir. 01.04.1974 tarihli İBK, mirasçıya yalnızca saklı payını değil, muvazaalı işlemle devredilen taşınmazdaki yasal miras payının tamamını geri alma imkanı tanıyarak mülkiyet hakkını en geniş kapsamda koruma altına almıştır.

Dava Açma Hakkının Kaynağı ve Mirasçının Üçüncü Kişi Konumu

Muris muvazaası davalarını diğer muvazaa davalarından ayıran en belirgin özellik, dava açma hakkının hukuki kaynağıdır. Genel hukuk kuralları çerçevesinde mirasçılar murisin halefi sıfatıyla onun haklarına dayanarak dava açarken; muris muvazaasında mirasçı, bizzat murisin gerçekleştirdiği muvazaalı işleme karşı kendi miras hakkını korumak amacıyla dava açar. Bu nedenle bu tür davalarda mirasçı, murisin halefi değil, muvazaalı işlemin mağduru olan üçüncü kişi konumundadır.

Halefiyete Değil Kişisel Hakka Dayanan Dava

Mirasçının üçüncü kişi konumu, ispat hukuku açısından hayati bir avantaj sağlar. Eğer dava halefiyete dayansaydı, mirasçı murisin yaptığı yazılı sözleşmeye karşı ancak yazılı delille (senetle) ispat kuralına tabi olacaktı. Oysa kişisel hakka dayanan bu dava türünde mirasçı, muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilme imkanına sahiptir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.11.2017 tarihli, 2015/2037 E., 2017/6388 K. sayılı İlam

Karar, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış akdinin muvazaalı, gizli bağış sözleşmesinin ise yasada öngörülen biçim koşulunu taşımadığını ileri sürerek dava açabileceklerini hükme bağlamıştır. Dava açma hakkı halefiyete dayanmayıp aleyhine haksız işlem yapılan mirasçının kendisine ait haktan doğmaktadır.

Saklı Pay Şartının Aranmaması

01.04.1974 tarihli İBK uyarınca muris muvazaası davasını açabilmek için saklı pay sahibi mirasçı olmak şart değildir. Saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı zedelenen her mirasçı kendi payı oranında tapu iptali ve tescil isteyebilir. Bu hak, mirasçının doğrudan kendi şahsına tanınmış bir dava hakkıdır.

İspat Yükünün Dağılımı: TMK m. 6 ve HMK m. 190

Muris muvazaası davalarında ispat yükü, davacı mirasçının üzerindedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1 hükümleri gereği, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın bu vakıayı ispatlaması zorunludur. Mirasçı, mirasbırakanın asıl iradesinin satış olmadığını, tapuda gösterilen işlemin sadece bir görünürdeki işlem olduğunu ve gerçekte mal kaçırma kastı taşıdığını mahkeme nezdinde tam bir vicdani kanaat oluşturacak düzeyde somut verilerle ortaya koymak zorundadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.05.2023 tarihli, 2021/488 E., 2023/540 K. sayılı İlam

Karar, TMK m. 6 ve HMK m. 190/1 hükümleri uyarınca mirasbırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu ileri süren davacı tarafın bu hususu kanıtlamakla yükümlü olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. İspat yükü davanın temel taşı olup, bu yükün yerine getirilmemesi davanın esastan reddi sonucunu doğurur.

Mirasçıların Üçüncü Kişi Sıfatıyla Delil Serbestisi

Mirasçıların üçüncü kişi konumunda olmaları, onlara senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnası niteliğinde bir delil serbestisi tanır. Mirasçılar; mirasbırakanın gizli iradesini ve mal kaçırma kastını ispatlamak için yazılı delil sunmak zorunda değildir. Tanık beyanları, banka kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, tapu kayıt incelemeleri, sağlık raporları ve aile içi yazışmalar gibi her türlü emareye dayanabilirler.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.10.2024 tarihli, 2023/270 E., 2024/507 K. sayılı İlam

Dava açan mirasçıların, mirasbırakan ile davalı arasındaki sözleşmenin dışında bulunmaları nedeniyle üçüncü kişi konumunda oldukları, bu nedenle iddialarını tanık dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlamalarının mümkün olduğu hükme bağlanmıştır. Bu serbesti, iç iradenin gizlendiği muvazaa uyuşmazlıklarında ispat sürecinin omurgasını oluşturur.

Tanık Beyanlarının Sınırı

Delil serbestisi, soyut ve duyuma dayalı tanık anlatımlarının mahkemeye yeterli geleceği anlamına gelmez. Tanık beyanlarının yer, zaman ve olay örgüsü içeren somut vakıalara dayanması, mirasbırakanın aile içi davranışlarını bizzat müşahede etmiş olması gerekir; aksi halde dava reddedilir (Yargıtay 1. HD, 07.10.2020 tarihli, 2018/5483 E., 2020/4858 K. sayılı İlam).

Yargıtay Kriterleri Işığında Muvazaa Emareleri

Mirasbırakanın iç dünyasındaki gerçek iradeyi tespit edebilmek için Yargıtay, somut olayda incelenmesi zorunlu bir dizi objektif kriter geliştirmiştir. Bu kriterler doğrudan ispat yükünü ortadan kaldırmasa da hakim tarafından fiili karine olarak değerlendirilir. Hiçbir kriter tek başına muvazaayı ispatlamaz; ancak bütün halinde değerlendirildiğinde mirasbırakanın gerçek iradesini görünür kılar.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.09.2025 tarihli, 2024/400 E., 2025/554 K. sayılı İlam

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespit edilip aydınlığa kavuşturulmasının zorluğu nedeniyle, bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması ve birlikte, doğru biçimde değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır. Karar ayrıca taşınmazın devirden sonra dahi mirasbırakanın tasarrufunda kalmasının, mülkiyetin gerçekte devredilmediğini gösteren güçlü bir emare olduğunu kabul etmektedir.

Muvazaa Emaresi Mahkemece İncelenen Olgu Hukuki Sonuç
Bedel Farkı Tapuda gösterilen bedel ile devir tarihindeki gerçek piyasa değeri Tek başına yetmez; diğer delillerle birlikte güçlü emare
Murisin Mali Durumu Banka mevduatı, emekli maaşı, kira geliri, sağlık güvencesi Refah varsa satma ihtiyacı bulunmadığı karinesi
Davalının Alım Gücü Sosyal-ekonomik durum araştırması, vergi ve banka kayıtları Yetersizse işlemin bağış olduğu fiili karinesi
Para Akışı Banka dekontları, hesap hareketleri, paranın geri dönüşü Akış yoksa veya geri dönmüşse "el ele muvazaa" tespiti
Devir Sonrası Kullanım Mirasbırakanın taşınmazda oturmaya devam etmesi, kira tahsili Mülkiyetin gerçekte devredilmediğine işaret
Aile İçi İlişkiler Mirasçılar arası husumet, davalıya gösterilen aşırı güven Mal kaçırma kastının manevi unsuru

Bedel Farkı ve Tek Başına Yetersizliği

Tapuda beyan edilen satış bedeli ile taşınmazın devir tarihindeki gerçek piyasa değeri arasındaki fahiş fark, muris muvazaasının en somut emaresidir. Antalya gayrimenkul piyasasında turizm yoğun bölgelerde rayiç değerlerin hızla yükselmesi, tapudaki bedellerle gerçek değerler arasındaki uçurumun bu coğrafyada özellikle belirginleşmesine yol açar. Ancak Yargıtay, bedel farkının tek başına muvazaanın ispatı için yeterli olmadığını ve diğer yan delillerle desteklenmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.10.2020 tarihli, 2017/1265 E., 2020/764 K. sayılı İlam

Resmi akitte gösterilen satış bedeli ile dairelerin gerçek değeri arasında fahiş bir fark bulunmasının, salt başına muvazaanın varlığının kanıtı olamayacağı; ancak tüm deliller ile objektif olgular bir arada değerlendirildiğinde muvazaanın varlığının bir göstergesi olduğu kabul edilmiştir. Yüklü miktarda malvarlığı ve geliri olan mirasbırakanın taşınmaz satmasını gerektirir nitelikte büyük bir ihtiyaç ya da haklı nedeninin bulunduğundan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.

Davalının Alım Gücü ve Para Akışının Denetimi

Muvazaa iddiasının somutlaştırılmasında davalının ekonomik durumu kilit rol oynar. Taşınmazı devralan kişi, söz konusu bedeli ödeyebilecek mali güce sahip değilse bu durum işlemin bağış olduğunu gösteren güçlü bir fiili karine teşkil eder. Banka kayıtları, para akışının izlenmesi açısından tartışmasız bir kesinlik sunar: tapudaki devir gününde veya yakın tarihlerde davalının hesabından mirasbırakanın hesabına bir meblağ geçmemişse veya geçen meblağ kısa sürede davalıya geri dönmüşse, bu durum "el ele muvazaa" olarak adlandırılan danışıklı işlemin en net ispatıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08.12.2022 tarihli, 2020/631 E., 2022/1710 K. sayılı İlam

Davalının ev hanımı olduğu, sosyal ekonomik durum araştırmasına göre ekonomik durumunun taşınmazın 1/2 hissesini bedel karşılığı almasına yeterli olmadığı ve devir işlemi için davalının bedel ödemediği saptamaları ışığında işlemin muvazaalı olduğu hükme bağlanmıştır. Davalının alım gücünün yetersizliğini ispatlamak, ispat yükü altındaki davacı için stratejik bir nakavt noktası oluşturur.

Yöre Gelenekleri ve Cinsiyet Karinesinin Reddi

Yargıtay, muvazaa tespitinde ülkenin ve yörenin gelenek ve göreneklerinden, toplumsal eğilimlerden ve olayların olağan akışından yararlanılmasını zorunlu görür. Ancak bazı yörelerde rastlanan kız çocuklarından mal kaçırma eğiliminin tek başına bir muvazaa karinesi oluşturmadığı, her davanın kendi özelinde ispatlanması gerektiği yargı içtihatlarıyla netleştirilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 22.02.2017 tarihli, 2017/100 E., 2017/149 K. sayılı İlam

Mirasçının kız çocuğu olması halinde mal kaçırıldığı yönünde muvazaalı devirler yapıldığına ilişkin ülke çapında herkesçe bilinen bir olgudan söz etmeye imkan bulunmadığı, soyut bir cinsiyet karinesinin muvazaa ispatına yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Her davada somut aile içi dinamikler ve beşeri ilişkiler ayrıca incelenmelidir.

Bakım ve Minnet Savunmalarına Karşı Hukuki Argümanlar

Davalı tarafın muris muvazaası davalarında en sık başvurduğu savunma, temlikin bir satış değil, mirasbırakanın kendisine sağlanan bakım ve destek karşılığında duyduğu minnet duygusu ile yapıldığı iddiasıdır. Yargıtay bu savunmayı bazı durumlarda haklı bulabilmekte ve bakım hizmetini "semen" (bedel) olarak kabul edebilmektedir. Ancak bu savunma her olayda mutlak bir koruma sağlamaz; mirasbırakanın gerçek bir bakım ihtiyacının bulunup bulunmadığı ve bakım hizmetinin yasal yükümlülük çerçevesinde yapılıp yapılmadığı titizlikle sorgulanır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.10.2023 tarihli, 2022/595 E., 2023/945 K. sayılı İlam

Mirasbırakanın, uzun yıllar boyunca kendisine ve eşine sağlanan bakım ve desteğin yarattığı minnet duygusu yanında ileride de bakacağı düşüncesi ve güveniyle hareket ettiğinin anlaşılması halinde, yapılan temlikin haklı bir nedene dayandığı ve muvazaalı sayılamayacağı kabul edilmiştir.

Bakım Savunmasını Çürüten Argümanlar

Davacı mirasçı, mirasbırakanın düzenli geliri (emekli maaşı, kira geliri vb.) bulunduğunu, sağlık giderlerinin sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılandığını ve bakım için taşınmaz devretmesini gerektirecek bir mali zaruretin bulunmadığını ortaya koyarak savunmayı çürütebilir. Ayrıca bakım hizmeti TMK m. 364 kapsamında yasal yükümlülük çerçevesinde sağlanıyorsa, en değerli taşınmazın bu hizmet karşılığında devredilmesi savunmayı aşarak mal kaçırma kastına işaret eder.

Antalya'da Muris Muvazaası Davalarında Pratik Süreç

Antalya gayrimenkul piyasasının turizm odaklı yapısı, taşınmaz değerlerinde hızlı artışlara ve aile içi devir işlemlerinde muvazaa iddialarının yoğunlaşmasına yol açmaktadır. Sezonluk konutlar, deniz manzaralı arsalar ve turizm bölgesindeki ticari taşınmazlar, mirasbırakanların sağlığında bazı mirasçılarına devredilmek istendiğinde ciddi miras uyuşmazlıklarına dönüşebilmektedir. Bu davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili olduğundan, dava Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılır; tapu kayıtları, sosyal ekonomik durum araştırması ve banka kayıtları Antalya Tapu Sicil Müdürlüğü ve ilgili kurumlardan celp edilerek delil yönetimi yürütülür. Sürecin teknik karmaşıklığı, Antalya Barosu'na kayıtlı uzman avukatlardan profesyonel destek alınmasını her zamankinden daha kritik hale getirmektedir.

Muris Muvazaası ve Tapu İptali Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Muris muvazaası nedir ve hangi işlemleri kapsar?

Muris muvazaası, mirasbırakanın bazı mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçek bağışlama iradesini görünürdeki bir satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi arkasına gizleyerek yaptığı tapu devirleridir. Nisbi (mevsuf) muvazaa türünde olan bu işlemde görünürdeki sözleşme irade uyumsuzluğu, gizli bağış sözleşmesi ise resmi şekil eksikliği nedeniyle geçersiz sayılır.

01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ne anlama gelir?

01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı taşınmaz devirlerine karşı miras hakkı zedelenen tüm mirasçıların tapu iptali ve tescil davası açabileceğini hükme bağlamıştır. Karar, saklı pay sahibi olsun olmasın her mirasçıya kendi payı oranında dava hakkı tanır ve bu hak halefiyete değil mirasçının kişisel hakkına dayanır.

Muris muvazaası davasını hangi mirasçılar açabilir?

Saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı zedelenen tüm yasal ve atanmış mirasçılar muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilir. Mirasçılar bu davalarda murisin halefi sıfatıyla değil, muvazaalı işlemin mağduru olan üçüncü kişi konumunda hareket ederler. Bu hukuki niteleme, dava açma hakkını mirasçının kendisine ait kişisel haktan doğurur.

Tapu iptali ve tescil davasında ispat yükü kimdedir?

İspat yükü, TMK m. 6 ve HMK m. 190/1 hükümleri gereği davacı mirasçının üzerindedir. Mirasbırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu iddia eden taraf, bu hususu somut delillerle kanıtlamak zorundadır. İspat yükünün yerine getirilmemesi, davanın esastan reddi sonucunu doğurur.

Mirasçılar muvazaa iddiasını tanıkla ispatlayabilir mi?

Evet. Mirasçılar muvazaalı işlemin tarafı değil mağduru oldukları için üçüncü kişi konumundadır ve iddialarını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilirler. Ancak tanık beyanlarının soyut ve duyuma dayalı değil; yer, zaman ve olay örgüsü içeren somut vakıalara dayanması, tanıkların mirasbırakanın aile içi davranışlarını bizzat müşahede etmiş olması gerekir.

Sadece bedel farkı muvazaayı ispat için yeterli midir?

Hayır. Tapuda gösterilen bedel ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fahiş fark, tek başına muvazaayı ispatlamaya yetmez. Yargıtay, bedel farkının diğer objektif kriterlerle (mirasbırakanın mali durumu, davalının alım gücü, banka kayıtları, devir sonrası kullanım, aile içi ilişkiler) birlikte değerlendirilmesini zorunlu görür. Tüm bu olgular bir bütün halinde değerlendirildiğinde muvazaanın varlığı tespit edilebilir.

Bakım ve minnet duygusuyla yapılan devir muvazaalı sayılır mı?

Mirasbırakanın gerçekten bakıma muhtaç olduğu ve davalının uzun yıllar kendisine bakım ve destek sağladığı durumlarda Yargıtay, minnet duygusuyla yapılan devri muvazaalı saymayabilir. Ancak mirasbırakanın düzenli geliri varsa, sağlık güvencesi mevcutsa ve bakım hizmeti TMK m. 364 çerçevesinde yasal yükümlülük gereği yapılıyorsa, en değerli taşınmazın devri bu savunmayı aşar ve mal kaçırma kastına işaret eder.

İlgili hizmet sayfası: Antalya miras avukatı

Yasal Uyarı Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Muris muvazaası ve tapu iptali davalarının her biri kendine özgü hukuki ve maddi koşullar barındırdığından, somut davalarda mutlaka alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir. Antalya Barosu'na kayıtlı Rafet Aslan Hukuk Bürosu, miras hukuku ve tapu iptali davalarına ilişkin sorularınız için danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Makalede yer alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1. Hukuk Dairesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları bilgilendirme amaçlıdır; güncel içtihat değişiklikleri nedeniyle farklılık gösterebilir.
whatsapp telegram